Kitap okuyan kız okuma günlüğü hediye ediyor… Sizin olsun isterseniz bir tık yeter :)
http://www.kitapokuyankiz.com/?p=245
Kitap okuyan kız okuma günlüğü hediye ediyor… Sizin olsun isterseniz bir tık yeter :)
http://www.kitapokuyankiz.com/?p=245

Ne güzel bir pazartesi sabahı. Sabah sahilden geçip geldim işe. Hava miss gibiydi. Baharda her sabah yürüyüşe çıkmak gerek planları yaptım kafamda. Dün güneş çıkınca ilk teras keyfimizi yaptık. Mont ve battaniyeye rağmen üşüyünce çabuk pesettik. Baharın hemen gelmesini istememin sebebi de biraz bu. 7 ay usta vardı orada keyif yapmayı hakkettik valla.
Bu hafta hareketli bir hafta 26 Ocak ‘da Karabekir Sempozyumu var. Bu sene 2.si gerçekleşiyor. Ayrıntılı bilgi için www.kazimkarabekirvakfi.org.tr Katılmak isterseniz mutluluk duyarım.
Sabah bir resim geçti elime. Elinde topuyla poz veren ufak kız annem. İnanılmaz değil mi?
Mutlu haftalar herkese : )
Twitter olmasaydı gazeteler nereden haber bulacaktı bilmiyorum. Twitter’dan okuduğumuz iletileri haber olarak gazetelere yazılması nedir? Sosyal medya içimizde hepimiz paylaşıyoruz iletişiyoruz ama para verip aldığımız gazetede bir sürü twitterdan alıntı olması normal mi?
Gazetelerde herşey normal bir buna mı taktın diyebilirsiniz tabii. Bu aralar takdığım takıldığım o kadar çok şey var ki…
Bu sabah gazateyi açar açmaz okudum. 2011′in ilk aylarında okuduğum ve beni çok etkiliyen bir kitap olan Sen Dünyaya Gelmeden’in filmi çekiliyormuş ve yıllar önce Firenze’de İtalyanca öğrencisi olan oyuncu Saadet Işıl Aksoy bu filmde Aska’yı oynuyormuş hem de rol arkadaşı Penelope Cruz. Orjinal adı Venuto al Mundo olan kitabın filminin ismi Twice Bornmuş ve film 2012 ‘nin sonlarında vizyona girecekmiş. Saadet Işıl Aksoy ‘un oynayacağı Aska rolü bence kitabın en önemli karakteri, bu rolün hakkını vereceğine eminim.
Kitap hakkında daha çok bilgi almak isterseniz bakınız kitap okuyan kız . Lale abla senin oraya yazdığın yorumdaki dileğin de gerçekleşiyor böylelikle .
Bu kitapla ilgili bir diğer anım ise kitabın son sayfalarını Londra’da iş gezisi dönüşü uçakta okudum. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak sayfaları çevirirken yanımdaki adam arka sıradaki boş koltuğa geçti. Sanırım ruh halimi pek beğenmedi. 2012 ‘nin sonlarını heyecanla bekleyecek bir sebep buldum bile hadi hayırlısı.
Yeni yıl kararlarından ilki diyet meselesine el atıldı. Sevinç Hanım’ın yolu tutuldu. Pazartesi gününden beri itinayla diyet yapıyorum. Sağlıklı beslenmek kolay ama insanlarla başa çıkmak zor. Diyetisyene gitmişim paramı vermişim şikayet etmeden diyetimi yapıyorum. İlla ki birkaç bunu ye birşey olmaz, içinde hiç bir şey yokcular, hayır dedikçe ısrarcılar , sen niye diyet yapıyorsun ki tarzı yaklaşımlarda bulun. Sessiz kalmam gerektiğini bildiğim bu durumlarda içimdeki canavar alevleniyor. Şimdiye kadar 3 tane leşim var çemkirdiğim. Sonra üzülüyorum ama boş boş konuşmasınlar istiyorum.
Ben 5 sene önce daha sabırlıymışım bakın görün :)
| Ben 4 gündür resmen rejimdeyim. Hiç kaçak olmadan devam ediyorum.İrademe hayranım bir de israrcılar olmasa. Şu ana kadar terbiyemi hiç bozmadım. İşte israrlar ve vermek istediğim cevaplar.
-Bugünlük yesen ne olur ki? -Yemiycem ne bugün ne yarın.
-Bak elimle senin için yaptın yemzesen darılırım. -Aramızdaki ilişki böreğe,pastaya kaldıysa hiç konuşmayalım görüşmeyelim.
-Senin fazla kilon yokki nerene rejim yapıyorsun? -Sana ne? Ben senin koca kalçalarına laf ediyor muyum.
- Diyetisyenler paza tuzağı , herkese aynı rejimi veriyorlar. -Oldu canım
-Bak bunu ye yarın bişi yemezsin. -Hayııııııııır
-İçine azcık yağ koydum bu bişey yapmaz ye -O yağsız şeyleri yediğin için mi koca göbeklisin?
-Sen benden daha çok yiyorsun ben o rejimi yapsam kilo alırım. -Evet o yüzden yapma mümkünse. |
Çektiğimiz resimler artık albümlerde uyumuyor bilgisayarların içinde birikiyorlar. Her tatil sonrası resimleri seçip bastıracağım desem de bir türlü olmuyordu. Sonra facebook uygulaması Fotogramla tanıştım hatta Merve sayesinde ilk tanışanlardan biri oldum. Facebook resimlerinizi seçip üzerlerinde oynama yapıp ister fotoğraf olarak bastırıyorsunuz, ister mug olarak isterseniz kitap ayracına ve bu liste uzayıp gidiyor.
Ben şimdiden tatil resimlerinden bir mug bir de kitap ayracı bastırdım. Bardak altlıkları var sırada ama resimlerden seçim yapmak zor. Bir de kuponmatik eğelencesi var size casino heyecanı yaşatan ve indirim kazandıran.
Resimde tadı damağımda kalan güney İtalya tatilinden çektiğim bir fiat 500 fotoğrafının mug’ı görüyorsunuz . Hem bizim ofise uydu hem her elime aldığımda muhteşem bir tatil hatırlıyorum.
Aklımda türlü türlü fikirler var bunlarla ilgili. Belirli konsepte sofralar hazırlarken kullanılabilir veya mugların içine çikolata ile çocuk doğum günlerinde misafirlere günün sonunda hediye edilebilir. Bakalım siz ne kadar yaratıcı olacaksınız?
12 sayısı kelebekleri çağrıştırır hep bana. 2012 de kelebek yılı olsun. Pır pır bir yıl olsun. Üzüntülerin, kötü günlerin kelebek ömrü gibi olduğu rengarenk neşe dolu bir yıl olsun.
Herkese çok iyi gelsin 2012 :)
Bazen yenilenmek iyi gelir. Yei yıla girerken blog da kendini yeniledi. Daha teknolojik daha paylaşımcı oldu.
Bazen de eskiyi anmak iyi gelir. Mesela 28 yıl önce Kazım abi askerdeyken ona gönderdiğimiz bir yaz sonu resmi gibi. Annem ne güzelmiş. Hala güzel. Abim 21 yaşındaymış ben kazık kadar adam sanardım. Kendim hakkında ki yorumu size bırakıyorum :)
Bu kadar tembellikten sonra bir günde 2 yazı . Hiç fena değil :)
Yaz sonundan başlamıştı yılbaşı partisi planları. Geleneksel blogcu kızlar yeniyıl partisi. Bizim evdeki adları bu. Blogcu kızlar. Ebru ise diğer Ebru ile karışmasın diye Ebrucuk. Ben bir çok ev için Zeya’yım mesela.
Tarihi çok önceden koymuştuk ama son dakikada Vedat’ın ani seyahati ile Pazara aldık. Nalan gelemedi :( ama onunla başka planlar yapıldı.
Pazar günü 2′den akşam 8′e kadar bol bol kahkaha vardı bizim evde. Bol yemek, bol bol içecek, harika bir pasta ve hediyeler hediyeler.
Bloğun hayatıma kattığı en güzel şeylerden biri blogcu kızlar. Nufus kağıdında kaç yazarsa yazsın bir araya gelindiğinde herkes aynı yaşta oluyor. İyi ki varlar, iyi ki blog da var.
Rengarenk 2012 olsun hepimize…
ps: Konu ile ilgili daha detaylı bilgi ve resmli anlatım için laleninbahçesini okuyunuz :):):)
Geldim ben ama kendime bir türlü gelemedim. Çok yoğun bir haftaydı. Önce Milano’da bir sürü toplantı vardı. Yine de birazcık gezecek vakit buldum. Tüm dünyadan gelen bir çok okul yetkilisi ve eğitim danışmanı ile görüşme imkanı buldum. Hatta en başarılı 4 acentadan biri olarak panele konuşmacı olarak bile katıldım. Hem kendi açımdan hem Türkiye isminin duyulması açısından çok gurur vericiydi. Milano’daki son akşam ödül gecesi vardı. Başarılı bir seneden sonra ofise ödül ile dönmem sevinç yarattı.
Toplantının 2. yarısı İsviçre’nin Bulle şehrindeydi. İtalyan tasarım okullarından sonra benim için çok yeni bir alan olan İsviçre’nin ünlü otelcilik okullarının temsilciliğine ilk adımdı. Bol bol yenilik var bu sene. İsviçre’de yılın ilk karını gördüm. Uzun zamandır bembeyaz bir sabaha uyanmamıştım. Karın tadını çıkartamasam da uzaktan izlemek de keyifliydi.
Dönüş yaklaşırken keyfimi kaçırıcı haberler alsam da bugün herşey yoluna girdi. 2012 güzel gelecek İnşallah. Hepimiz için herşey çok güzel olacak.