Dondurma

August 27th, 2010

 

Önceden uyarayım eğer oruçluysanız iftardan sonra okuyun : )

Eve koşup Mısır gevreği sütlü dondurma yapmak istiyorum. Hayatımda hiç dondruma yapmamış olsam da, dondurma makinesinin ne olduğunu dahi bilmesem de  aklıma düştü bir kere. Cafe Fernando tarifleri öyle güzel veriyor ki  en zor görünen tarifler bir anda yapılabilire dönüşüyor.

Floransa’da en sevdiğim restoranlardan biri olan ZAZA’nın yemek kitabını aldım. Metehan elimi bol tutmamı ve bir tencere de onlara yollamamı tembihledi kitabı alırken. Bu hafta sonu ilk tarifle başlıyorum. Tüm kitabı bitirmeye kararlıyım. Annem için özel pappa al pomodora yapacağım. İçi ekmek dolu çorba önüne geldiğinde ki şoku bir daha yaşasın diye.

Hafta sonu gelsin kendimi sıra sıra kule gibi duran kitaplara vereyim isteğim tavan yaptı. Lale abla isteğim üzerine bana bir liste gönderdi. Yarısını bir koşu gidip aldım kitapların. Sıra sıra okuyasım var.

Şimdi dondurma makinesi araştırmaya gidiyorum. Metehan ve Vedat bunu duymasın her kuş bitti sırada leylek kaldı derler : ) : ) Ama ev yapımı dondurmayı keyifle kaşıklamayı ihmal etmezler.

Film

August 24th, 2010

Metehan gündüzleri annemde uzun oturuşa geçinde tv, bilgisayardan bir süre sonra gına gelince eski albümler dökülmüş ortalığa. Neredeyse 4 kuşak öncenin albümleri. Kim kime benziyor , kim kime çekmiş uzun süre konuştuk. Çok uzun değil 15  sene öncenin resimlerinde bile herkes ne kadar değişik ne kadar farklıymış. 15 sene önceki resimlere bakıp  sanki kanal değiştirip başka filme geçilmiş ama ben  farkında değilmişsin gibi oldum. 15 sene sonra senaryomuz ne olacak acaba? Hep düşünüyorum çok düşünüyorum bu aralar…

Alçı

August 22nd, 2010

Tatilden sonraki pazartesi bahçede iftara hazırlanırken daha tatil havası üzerimizdeyken Metehan düşüp bacağını kırdı. Bir anda kendimizi hastanede ameliyat koşturmasında bulduk.  Geçen hafta nasıl geçti anlayamadık ama şimdi çivi takılmış bacağı alçıda yürüteçle zıp zıp o evden bu eve koşturabiliyor. Aynı apartmanda yaşamanın nimetlerinden maksimum derecede yararlanıyoruz. Alçı 1 ay kadar kalacak inşallah bayrama kalmadan çıkacak. Heyecanla o anı bekliyoruz.

Tatil anıları tazeyken yazmak istiyorum, okuduğum kitaplar,seyrettiğim filmler var onları da yazacağım. Ne çok şey birikti yazacak kayda geçecek.

Tatildeyken karar vermiştik gittiğimiz şehirlerde geçen filmleri tekrar izleyelim hatta izlemediklerimiz varsa onları da bulup izleyelim diye. Hazır metehan da evdeyken İtalyan filmleri festivali yapabiliriz. Il postino, Yetenekli bay Ripley, Hayat güzeldir ve Mine Vaganti var sırada. Bu meydan tanıdık ,aa biz bu kafede oturmuştuk nidaları ile evdekileri bayabiliriz yaşasın.

Demin bir ara yağmur mu yağdı yoksa ben halisnasyon mu gördüm bilmiyorum ama sabahtan beri burnumu sıkıştıran migren biraz olsun mandalı gevşetti.

Yarın güzel bir hafta başlasın.Geçen haftanın olumsuzluklarını unutturacak mutlu haberlerle dolu bir hafta olsun.

Mutlu Haftalar

Tatil Dönüşü

August 16th, 2010

 

 

Döner dönmez bu ne sıcak korosuna katıldım. İtalyan çizmesinin topuğuna Afrika’ya 5 kala kadar gittik böyle sıcak görmedik. 15 dün daha dayanırsak tamamdır arkası serin sonbahar.

İlerde bir gün ortadan kaybolursam beni yukarda görülen taş masanın başında bulabilirsiniz. O masa her öğün  otel sahibinin karısının yemekleri ile donatılıyor ve tokum cevabı cevaptan sayılmıyor. Tıpkı bir Ferzan Özpetek filmi sahnesi gibi. Taş ev taş masa hayallerimin başlama noktası o otel.

15 gün yoktum ama sanki bana aylarca yokmuşum gibi geldi.  Tatil o kadar yoğun geçti ki. Puglia bölgesinde ayak basılmadık italyan kasabası kalmadı. Her birinde bir sürü anı  biriktirdik. Önce ruhum da bedenim gibi İstanbul’a bir dönsün yazacağım.

Şimdi upuzun iftar sofralarında bir araya gelme zamanı… Umut dolu mutlu ve huzurlu bir ay olsun !!

Yine İtalya

July 28th, 2010

Tatile 4 var. Heyecan büyük. Metehan ve annesi ile Floransa’da evimiz hazır. Pazar akşamı Metehan’ın okulunda tanışma yemeği var. NYFA ‘de aktörlük workshopuna katılacak .Meşhur olma yolunda ilk adımı. Çok zıp zıp bu aralar. Heyecandan yerinde duramıyor.  Metehan okuldayken biz Floransa’nın altını üstüne getireceğiz. Kolundan çeke çeke gezdireceğim birini hatta birilerini  buldum yine  benim Floransamı göstereceğim.  Bol vaktimiz olacak hem de Floransa’nın kafelerinde oturmak, müzeleri gezmek ve çevre şehirlere küçük ziyaretler yapmak için. Belki bir İtalyan mutfağı kursu da eklenir programa. Olmazsa olmaz okul ve arkadaş ziyaretleri de var tabii.

Sonraki hafta ise araba ile çizmenin topuğuna kadar gezeceğiz. Hiç plan olmadan o an nerede olacaksak orada olarak, bazen plaja, bazen saatin hiç akmadığı tek meydanlı küçük bir italyan kasabasına, bazense filmlerden görüp tanıdığımız bir yerde olacağız.

Yaşasın Tatil !!

Şahit

July 26th, 2010

 

Deniz hep bizim prensesimizdi ve sonunda prensine kavuştu. Biz de bu harika  gün için hep birlikte  Çeşme’nin yolunu tuttuk. Deniz kenarında muhteşem bir nikah oldu.  Ben de bu mutlu olaya mutlulukla şahitlik ettim.  Onlar erdi muradına biz vurduk eğelencenin dibine…

Hafta sonu Çeşme hepimize çok iyi geldi. Nikah hazırlıklarından vakit buldukça denize girdik, pazar günü ise bir önce ki gecenin tüm  yorgunluğunu  Çeşme’nin muhteşem denizine bıraktık.

Gülfem’in taa Amerika’lardan gelen İlgü’yü sürpriz yapıp pazar günü bizim otele getirmesi ise tüm güzelliklerin üzerine bir güzellik daha kattı.

Deniz ve Aydın bir ömür boyu çoook mutlu olsun !!

Tınnnnn

July 21st, 2010

Dünyanın çok garip bir sistemi var. Ben bir konu ile ilgilenmeye başladım mı 4 koldan onu karşıma çıkartıyor.Algıda seçiciliğin bir üst boyutu. Okuduğum kitaptan, seyrettim filme , sokakta arkamda yürüyen insanların konuştuğu konuya kadar. Eğer  fark etmek istersem eğer sahiden anlam verirsem çok yerinde mesajlar geliyor. Yolda yürürken bazen kendi kendime gülümsüyorum çünkü bazen cep telefonuna mesajınız  iletildi   gibi bir mesaj geliyor beynime. Tınnn diyeeee.

İçimden bir sürü sorular sormaya ve cevapların tınnn sesini duymaya devam…

Hep koş koş bu aralar. Ne çok ara verdim yazmaya. Yazmadığım günlerde neler yaptım neler…

Deniz’in bekarlığa veda partisinde Nahide otelde eller havaya yaptık. Deniz’e hazırladığımız kutunun hazırlıkları günler öncesinden başladı. Hazırlık kısmında çok eğelendik ne yazık ki Deniz  bu eğelenceyi kaçırdı. 

Gizem’in düğünü vardı.Ailecek aynı masada olmayı seviyorum ben. Nişanda abim daha ameliyat olmamıştı, Maşallah düğüne tam takım sağlıkla  katıldık.   Düğün kıyafetleri konusunda bu sefer çizgimin dışına çıktım alabileceğim en ağır elbiseyi aldım. Sanırım artık büyüdüm bu senin yaşına büyük diyen olmadığı gibi herkes pek bir beğendi.

Geçen hafta ise 3 günlük Milano seyahatim vardı. Her anı işle dolu olan Milano sokaklarını sadece hızla görebildiğim. Çok yoğun bir program vardı ama programın için de Milano’nun en gözde  yerlerinde yemekler olması beni çok mutlu etti. Bu seyahatin en heyecan verici kısmı ise şu anda masamda duran I pad. Domus Academy ve    Naba   tüm dünyadan başarılı  temsilcilerine    I pad hediye  ederek beni mutluluğa boğdular. Eurovizyon grubu gibi 2 günlük yoğun program sonrasında yorgun ama gururlu ülkeme döndüm.

Şimdi 3 günlük yoklukta kalan işlerle boğuşma ve önümüzdeki hafta sonuna hazırlık çalışmaları var.

Mutlu Haftalar

Bu

July 9th, 2010

 

Ağa takılmış balık gibi çırpınmak dünün deyimi bu.

Anneler kızları kaç yaşına gelirse gelsin hep endişelenmeye devam mı edicekler. Küçük  kızlar hiç büyümeyecek mi? Günün düşüncesi bu

Akşama Deniz’in bekarlığa veda partisi var Nahide yağmura karşı önlemlerini almış. Eller havaya yapacağız kızkıza günün eğlencesi bu

İçimde çok içimde bir yerlerde bugün birşeylerin miladı olduğu düşüncesi var. Günün heyecanı bu.

Sabahın körü çalan bir telefon ve fısır fısır konuşulanlar var. Günün gülümsemesi bu.

Fısıltı

July 5th, 2010

Nil Karaibrahimgil’in fısıltı yazısını okudunuz mu? Nalan sen de okudun mu? Nedense okuduğumda en çok sen aklıma geldin de :):)

Related Posts with Thumbnails