Archive for February, 2008

Kartlar havada uçuşurken!

Thursday, February 28th, 2008

Dün meğerse derbi varmış. Ben dünyadan kopmuşum. Küçük futbol canavarı Metehan’ın önce Hala İspanyolca çalışalım mı diye telefon etmesi ve İspanyolca bahane Lig Tv şahane diyerek kapıdan içeri girmesi ile gerçek yüzüme vuruldu. Maç başladı ben göz ucuyla bakıyorum Metehan hararetle seyrediyor. Havada kartlar uçmaya başlayınca bende heyecanla seyretmeye başladım. Maç magazinsel boyut kazanınca seviyorum ben sanırım. Maçın bitiminde Metehan zeybek oynaya oynaya evine gitti. Bu arada büyük futbol canavarı kendini uykuya vermiş kendi evinde. Maç sonu ona ilişilmedi. Bu fenerbahçe kaderimle oynuyor farkında değil.
Etrafım futbol canavarlarınca sarılmış. Ama ben onların maç sonunda eğer kazandılarsa yüzlerindeki ifadeyi seviyorum. Bir de maç sırasında yaptığım yorumlara 7 den 70′e aynı şekilde kızıyorlar. Genlerinde var sanırım.
Pazar günkü maça Metehan Kentucy menü dahil rezervasyon yaptırdı, bir de sonrasında patlamış mısır istermiş.
Maç boyunca Metehan’a yenmenin yenilmenin önemli olmadığını, futboldan keyif almak gerektiği gibi öğütler veriyorum dırdır. Ben çekiyorum gelecek gelin çekmesin diye küçük yaştan bilinç altı yapıyorum. Ama hiç umru değil. Yeni bir canavar yetişiyor!!

Haftasonu Haftasonu

Sunday, February 24th, 2008

Tüm pazar günü üst üste üst üste smallvile seyredince Vedat’ı Clark kendimi Lana zannetmeye başladım. Vedat’ın doğa üstü güçleri olduğunu görsem hiç şaşırmayacak kıvama geldim. Bu üstüste dizi seanslarını seviyorum. Beynim arkada bir yerde bilgileri çekmecelere yerleştirirken ben öylece ekrana bakıyorum.
Akşam Deniz ve Melisle buluştum sonra eve gelip el atmazsam belediyenin işe karışacağı mutfağı topladım. Dolap içlerini bile boşalttım. Şimdi sizlere bir sorum var, evinizde kaç tane tuzluk biberlik var.Ne olur sayın da söyleyin normalmiyim anormalmiyim anlayayım. Ben bilmeden koleksiyon yapıyormuşum galiba.
Cumartesi günü blogcu buluşması yaptık yine. Lale Abla Alkım’daki kavgamı kaçırdın. Sen beni terbiyeli bir kız olarak tanırken Zuz ve Ebru edepsiz halimle tanıştılar. Daha bir kaynaştık böylece. Bir de o melek kanatlarını almadım diye çok pişmanım. Fener’in yenilgisinden sonra melek sabrı verirdi belki bana :):)
Yeni bir haftaya başlıyoruz. Yine koş koş olacak. Power Plate’de 4. haftaya girdim. Sonuçtan memnunum bırakmak yok. Bir de sabahları yürüyüşe başlasam. İyi haftalar herkese…

Eski Yazı Günü: Tek taşımı kendim almadım.

Saturday, February 23rd, 2008

Blog tembeli oldum bu aralar. Hafta içi nasıl geçti anlamadım. Birden Cumartesi pırıl pırıl geliverdi. Eski yazı ararken birden bunu buldum.Neredeyse 2 sene önce yazılmış.
Nisan’da Van gezisi var yine güneşe doğru gideceğiz hem de bu sefer daha kalabalık. Gönderilen kitaplar bir sürü oldu. Bu hafta içi ilk gönderiyi yapacağız. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Zaten ayrı bir yazı konusu olacak bu.
Eski yazımı okuyunc aİngilizce dersi verdiğim günleri ve öğrencilerimi çok özlediğimi fark ettim. Keşke vaktim olsa yeniden başlasak.
Bir de ben bu yazıyı yazdığımda hamile olduğu için Corana’ya pek özenen Ebru’ya ithaf ediliyor.
Artık bir Corona partisi patlatabiliriz Miray büyüdü artık :):)

İşte eski yazım :)

6/5/2006 – Tek taşımı kendim almadım
Sağ eller havaya
pırlantalar buraya…

Ben tek taşımı kendim almadım.Ama eski kafa da devam etseydim alırdım hem de istemiyorum pilav yapmak diye bağıra bağıra.
Bayılıyorum bu Nil Karaibrahimgile. Değişik bir enerjisi var Gözlerinden fışkırıyor. Eteklerini seviyorum bir de özellikle selo pabucu yarım reklamında giydiğini.
Ne renkli biri, şarkıları da öyle. Uzun zamandır CD almamıştım.Kazaa sağ olsun ne istesem indiriyordum. Yasal değil biliyorum ama ne yapayım.Dün Nil’in CD’sini aldım.
Şimdi bir yandan CD’yi dinliyorum bir yandan Corona’mı yudumluyorum.
Ayy pek bir havalı oldu cümlenin Corona kısmı…
Hafta sonunun tam ortası yarın kocaman bir tatil günü pek bir mutluyum. Hem de sebepsiz bir mutluluk aman nazar değmesin.
Bu arada saçlarımı biraz kısa kestirip kontrol altına alamadığımı yazmıştım. Bugün ufak öğrencilerimden biri öğretmenim saçlarınızı kestirmişsiniz cadı gibi olmuşsunuz dedi.Hem de iltifat gibi söyledi ne bu şimdi…Cadı saçlarım biraz jöleyle yatıştılar bugün.Zaten benim huzur seviyemle saçlarımın kabarıklığı arasında bir bağlantı var.Ne zaman ki herşey güllük gülistanlık saçlarım kuaförden çıkmış gibi …Hep öyle olmuyor tabi.
Şu toplantılar falan bitince iş bakımından rahatladım. Yoğunluk devam ama en azından kafam daha rahat.
Bu ay sonunda annemlerle Türkiye’nin doğusuna doğru bir tura çıkıyoruz. Erzurum, Kars,Iğdır ve Nahçivan. Erzurum ve Kars’ı daha önceden gördüm ama Iğdır’a ilk defa gideceğim.Iğdır’ın benim için yeri çok özel. Iğdır yumuşak iklimi nedeniyle Akdeniz’den alınan bir gelin gibidir diye okumuştum bir yerlerde.Ben tek taşımı kendim almadım.Artık Iğdır’a gidip tek taşımı alanın şehrini görmenin zamanı geldi.
Mutluluğun tatille bir ilgisi mutlaka olmalı…

http://zeya.blogcu.com/546591/

Kar Tatili

Monday, February 18th, 2008

Belki binbeşyüz kere ne güzel yağıyor dedim, çok üşüsem de pazar gecesi gece yarısı bahçeye çıktım. Donarak da olsa kar resimleri çektim. Yüzüme düşen karlara çevirdim. Pencerenin önünden kendimi alamadım. Okulların tatil oluşuna sevindim sanki bana ne oluyorsa.
Bugün düşmeden işe gittim düşmeden geri geldim hatta kaymadım bile gelişme var. Yolda düşeceğim zaman kendimden büyüklere bile evladım bir yardım et diye çığırdım. Kendimi kasmaktan tutuluyor bacaklarım ha düştüm ha düşeceğim diye. Bu sefer kar pof pof olduğu için keyifliydi. Kar macerası işte böyle geçti…

Eski Yazı Günü: Özendiğim anlamsız şeyler

Friday, February 15th, 2008

Yine hafta sonu yine eski yazı günü. İyi hafta sonları herkese :)

31/1/2006 – Özendiğim anlamsız şeyler
Ben küçükken anlamsız şeylere özenirdim.
Mesela herkes okula gidiyor diye okula gitmek için deli divane olmuştum. Beslenme çantamın içine boyama kitaplarını tıkar evde kendime sınıf yapardım.Duvarlara tebeşirle yazar.Hem öğretmen, hem öğrenci olurdum.
Sonra okula başladım ve ilk günden iğrendim.Boşuna özenmişim onca yıl.İlk gün sınıfa girmemek için uzun süre direndim. Hatta ilk gün annemin işi vardı beni okula Edide ile Tuna Abla götürmüştü.Ben sınıfa girmeyince arka sıramda oturmak zorunda kalmışlardı bir ders boyunca.
Sonraki bir kaç ay boyunca annemi camdan görmezsem zırıldadığım için annem okul bahçesinde örgü örmüştü.Ben aklıma geldikçe camdan dışarı bakar annemi görüp rahatlardım.
Birgün de tuvalete gitmek için sınıftan çıkmıştım ama evdeki tuvalete gideceğim ayrıntısını öğretmenimden saklamıştım. Yarı yolda hademeler yakalayıp okula geri götürmüşlerdi beni.
Sonraları bir kaç kez ben önde hademeler arkada o yolu koşmuştuk.Hep yakalamışlardı beni eve varamadan.
Bir anlamsız özentim de ütü yapmaktı. Oyuncak ütüm vardı.Evdeki ütüyle onu ısıtıp bende ütü yapardım. O günlerden beni görenler müthiş becerkli bir ev kadını olacağımı düşünmüşlerdir ama yanılmışlar. En son ütüyü oyuncak ütümle yapmış olabilirim.
Bir özentimde ilkokul yıllarında gözlük takmaktı. Bir gözlüğüm olsun daha akıllı görüneyim diye ölüp biterdim.ve mutlu son gözlerim bozuldu lisede bir kaç yıllık gözlük macerasından sonra şimdilerde lenslerle hayatıma devam ediyorum. Gözlük takmak hiç de özenilecek bişey değilmiş anladım.
En komik özentim ise babaannemin kıvırcık saçlarıydı.Mısır püskülü lepiska saçlarıma bakıp kıvırcık olmasını isterdim.İsteğim kabul oldu. 12 yaşlarına doğru saçlarım koyun kıvırcığı olma durumuyla kontrolden çıktı.Düz saçla başladığım orta bire telefon teli gibi kıvırcık kabarık saçlarla devam edince annemi okula çağırmışlardı perma yaptırdım zannedip. Sonra da düz saça özenip fön çektirmekten şimdilerde saçlarım da şaşırdı düz mü kıvırcık mı.
Buaralar çok özendiğim bir kaç şey daha var ama onları kimseye söylemeden aklımdan çıkartıyorum. Mesela İkiz annelerine özendiğimi söylemem size boşuna ısrar etmeyin :)

Kar geliyormuş !

Friday, February 15th, 2008

Kar alarmı nedeniyle bursa gezimiz iptal oldu. Bu sefer cidden kar geliyor galiba ki herkes alarma geçti. Ebru hep senin yüzünden. Kaç gündür kar diyip duruyorsun. Şöyle güzel bir yağsa her yer bembeyaz, ne güzel olur. Bursa iptal olunca hafta sonu bana kaldı.

Dün hiç sevgililer günü havasına girmemiştim. Evin kapısında bir torba aasılıydı annem ne bırakmış diye bakarken Suzi’nin harika muffinleri ve tuzluları olduğunu gördüm. Hem de muffinler kalplerle süslenmişti. Zıplayarak eve girdim. Birden sevgililer günü ruhumu sardı.

Vedatla yemek yedik, yılbaşında unuttuğumuz şampanyayı içtik. Ben şampanya patlatılırken stres oluyorum. O yüzden şarap gibi sessiz açtık. Gözüme gelecek hissinden olayın kutlamasına kaptıramıyorum kendimi.

Akşam Vedat gittikten sonra çayla ayılmaya çalıştım. Gece geç yatıp sabah erkenden zımba gibi kalktım. Power Plate’e gittim 9′da oradan da işe. 2 haftayı bitirdik sporda rekordan rekora koşuyorum.

İyi hafta sonları herkese! Bol karlı :)

ps: Kitap kampanyası ile ilgili desteğiniz için çok teşekkür ederim. Öyle yerlere ulaşmışız ki. Dün ilk kitapları elden teslim aldım. Yarın Kültür Merkezine gelenler varsa alacağım. Resimlerle birlikte tek tek duyuracağım. Hepinizi çok seviyorum.

Elbise melbise

Wednesday, February 13th, 2008

Kışa inat içim rengarenk benim. Şu yukarıdaki elbisenin çeşitli renklerinden istiyorum. Bir elbiseyi 7 farklı model giyebiliyorsunuz ne harika değil mi? Siyah, mavi ,fuşya ve kırmızı isteklerim var. Ayrıntılar burada. http://www.victoriassecret.com/
Bu aralar tüketici ruhum kabardı blogumdanda belli bu sanırım.
Dün akşam Ebrucuk, Nurdan ve Ben buluştuk. Ebru’nun doğum gününü kutladık gecikmeli olarak. Çok keyifliydi. Taa Afrika’daki Nalan’ı mesajlarla taciz ettik. Nurdan’ın kuzeniyle kaynaştık :):)
Bu sabah önce yağmur sonra kar gördüm şimdi de güneş çıktı. İstanbul’un havası kendini şaşırdı.
Hafta sonu kar varmış. Benim her Bursa yolum karlı olacak galiba.
Bir sürü yapılacak şey var. Hepsi de aklıma gece yatınca üşüşüyor. Kağıt kalem alıp yatacağım artık. Şu 3 güne kuaför, alışveriş, bir sürü toplantı, bir sürü öğrenci, bir sürü koş koş bir de sevgililer günü sığacak. Bu sene sevgililer günü için pek bir durgun gördüm kendimi. Belki yarın hevesim gelir yerine.
Benden bu kadar şimdilik biraz daha koşayım ben :)

Pazartesi notları

Monday, February 11th, 2008

Geceleri uyumak bilmiyorum hele dün gece inat edip ışıkları kapatıp yatağa girdiğim halde saatlerce uyuyamadım. Düşünceler üşüştü durdu. Neler düşündüm neler. Sabah ruh gibi kalkıp önce powerplate’e gittim. Oradan da işe. Şimdi de vakit geçsin uyuyayım diye bekliyorum yoksa böyle erkenden yatınca gecenin bir yarısı uyanıveriyorum sabah yine kalkamıyorum. Eskiden çalışmazken benim gecem günüme karışırdı. Sabahlara kadar oturur sonra tüm gün uyurdum. Annem bana gece bekçiliği işi bulacaktı neredeyse.
Bu hafta yine yoğun bir hafta olacak. Mümkünse kırmızı kalp ve şu kadarcık bişey reklamı görmeden bir kaç saat geçirmek istiyorum.
evi elden geçirmek ve çöp ev olmaktan kurtarmak gerek. Tek kişi bir evi nasıl dağıtabilir anlamıyorum. Sanki kendi kendine bir organizma bölünerek çoğalıyor herşey.
Artık saatim geldi uyumaya gidiyorum. İyi geceler ve iyi haftalar herkese…

Dip not: Hafta sonu Bursa’ya gidiyoruz annemin Tayyare kültür merkezinde 17 Şubatta saat 14:00′de konuşması var. Eğer Bursa’da yaşayan ve gelmek isteyen olursa çok sevinirim.

Rengarenk İstekler

Sunday, February 10th, 2008
Evde kullandığım yemek takımından sıkıldığımdan beri 2 kişilik takımlar alıyorum. Böylece 2 kişiden fazla olduğunda birbirinden değişik rengarenk sofralar kurabiliyorum. İnternette gezinirken yukardakilere rastladım ve bayıldım.

Hava buz gibi olsa da ben baharı özlüyorum.Havalar ısınınca, bahar gelince bir göl kenarında piknik yapmak istiyorum ve bunun içinde aşağıdakilerden biri ve kareli bir örtü şart.

İyi Ki Doğdun Ebrucuk!

Sunday, February 10th, 2008

Bugün ebrucuk’un doğum günü. İyi ki doğdu. İstanbul’u mesken edindi kendine bir iş bir de İstanbullu bir eş :):) bulursa tamam olacak. Bizim mahallede olması tercih edilir. Ben ona mahalle komşusu olmayı cadde de karşılaşmayı akşamları bir kahveye buluşmayı çok sevdim.
İyi ki doğdun Ebru!!!! Nice mutlu yıllara. Yeni yaşın sana koşarak gidecek bir iş ve aşk getirsin!!
Ebrucuk beni sobelemiş. İşte sobe geliyor.

EKRAN GÖRÜNTÜM YANİ MASA ÜSTÜ ;
İş yerinde boş mavi windows görüntüsü evde ise Toshiba’nın havuz kenarında bir kız görüntüsü. O kızı ben zanneden çok kişi oldu o ayrı. Ben neden masa üstümü özelleştirmiyorum acaba…
Yapmak İsteyip Yapamadıklarım
Aklıma taktığım herşeyi er geç yapma huyum var. Yapmak istediğim ama hala yapamadığım bir şey ise bir kitap yazmak :)
Hayatta En Keyif Aldığım Şeyler
Upuzun kahvaltılar, bütün gün evde oturup kitap kahve kurabiye 3′lüsü yapmak, Vedat’la dizi seyretmek, yeni şehirler keşfetmek…

Ben kimseyi sobelemiyorum ama isteyen yazabilir…

Related Posts with Thumbnails