Archive for November, 2008

Bomba gibi bir buluşma …

Thursday, November 27th, 2008

Dün gece yüzümde kocaman bir gülümseme ile eve dönerken Tanya’nın lafı aklıma geldi aslında hiç birşey tesadüf değil. Evet evet değil.

Harika bir akşam geçirdik. Tanya ve Şebnemle bol kahkahalı şen şakrak. Sanki 100 yıldır tanışıyormuş gibi.  Aslında 100 yazıdır tanışıyoruz ya  kaç yıla değer . Bol bol kırmızılı ilhamlar aldım, bir sürü bir sürü konuştuk. Oradan buradan ortak noktalar bulduk, çıkardık.  Sonra Ersin Hocamın katılımı ile sohbet iyice  şenlendi. Gece yarısını devirdik. Zıp zıp eve döndüm.

Bir daha ki sefere eşli dostlu kırmızı mutfaklı planlar yaptık. Defdef’in annesi Tuğba’da gelsin ama. Kocaman bir blog toplantısı olsa dedik hepberaber. Ne keyifli olurdu.

Evet evet hiç birşey tesadüf değil.

Tanya ile ikimizin de yay burcu olmamız da, Şebnemin sevgilisi ile Vedat’ın aynı gün doğması da, bloglarda kurduğumuz harika dostluklar da, Tanyaların evinde de bizimkisi gibi yemek masası olmaması da hheheh Vedat en çok buna bayılacak…

Sabah her zaman ki  gibi ustaların karşiısındaydım. Şimdi eğitimler başladı. Kombi termostatı çalıştırma eğitimi başarıyla tamamlandı. Ben anlamış gibi kafa salladım. Anlayıp anlamadığım evde donduğumuz veya yandığımız anlarda ortya çıkacak.

Bugün kütüphane günü heyecanla bekliyorum yaşasın !!

Kitaplar Kitaplar

Monday, November 24th, 2008

Kütüphane Perşembe günü kuruluyor sonra ben kitaplarımı bir koşu taşırım. 1000′in üzerind ekitap var evde. Yeniden okumak isteyeceklerim, şöyle bir karıştıracaklarım, ayy bunu gözüm görmesinlerim çıkacak. Ne keyif :)

Bu aralar geceleri uykusuz kalmayı göze alıp kitapları devirdim.

İşte geliyorlar:

Senatörün Karısı  Sue Miller

Nedense ben polisiye bir kitap zannederek almıştım. Aşk hikayesi çıktı birazda saçma sapan. Bana garip geldi ama yine de sonuna kadar okudum. İçinde aldatma geçen kitapları sevmiyorum ben bunu anladım.

 

Uçurtma Avcısı Khaled Hosseini

Uzun zamandır bu kadar etkiliyici bir kitap okumamıştım. Çoğu kez keşke okumasaydım dediğim sayfaları oldu. Afganistan’dan Amerika’ya göçen bir adamın çocukluk arkadaşı ile ilişkileri anlatılıyor. Afganistan’ın değişimi, yaşananlar özellikle çocukların yaşadıkları çok korkunç. Okudukça gerçek hikaye değildir diye kendimi avuttum. Şimdi sırada yazarın diğer kitabı var….

 

Gezi Fısıltıları Işıl Özgentürk

Işıl Özgentürk’ü çok severim. Yıllar önce bir kaç ders senaryo yazarlığı atölyesine katılmıştım. Hayat dolu harika bir kadın. Gezi yazılarını her zaman severek okudum. Daha önce Hindistan yolculuğunu okumuştum. Küba gezisni görünce aldım. Akıcı dili ve ilginç anıları ile çok güzel bir kitap. Tam evin koltuğunda bir bardak çay eşliğinde seyahate çıkartacak türden…

 

Yaşamınızda Feng Shui  Karen Kingston

Şimdi evi taşırken Feng shui’den yararlanmak için bu kitabı yeniden aldım elime. Sanırım binayı baştan inşaa ettiğimizde ancak uyumlu olabileceğiz. Olsun mor kurdelerler, kırmızı kalpler ve kristaller doğru yerlere gidecek :)

Siempre Havana  Aslı Pelit

Bayram rotası belli olunca gezi kitapları alındı. Hala not ala ala okumayı sürdürüyorum. Yazarın Küba üzerine bir çok akademik çalışması var ve Kübada yaşamış ve okumuş. Okuduğum kadarıyla her yönüyle Kübayı tanıtıcı bir kitap. İyi ki yazmış…

Hafta Sonu

Sunday, November 23rd, 2008

Hafta sonu cumadan Ebru’nun doğum günü kutlamaları ile başladı. cumartesi kısa bir iş arasından sonra eve gidip koli toplamamak için caddede dolandım dutdum. D&R’da saatlerce kitap baktım. Sanırım beni atacaklardı oradan. Bayram tatiline hazırlık için Küba kitapları aldım. Bir sürü dükkana giridm çıktım. Son durağım ise yine Mambo’ydu.Yeni elbiseler gelmiş, hepsini denedim üşenmeden. Eve eli boş dönmedim yine.

Pazar günü ise soluğu IKEA’da aldık. Bu sefer hedef benim kütüphane odam için kütüphaneydi. Hemen beğendim. Perşembe montaj olacak. Kırmızı Mutfak bitti sıra siyah beyaz çalışma odama geldi. Gündem konumuz uzun süre bu olacak, şimdiden hazırlanın.

Akşam ise Denizle klasik pazar akşamı buluşmalarımızı yaşadık. Her hafta aynı saatte hafta sonu bitti yaa şikayetleri yaptığımızı hissettik. Hafta sonunu bitirip eve döndüm.

Cumartesi günü Bauhaus’tan Şen Yapı şikayet mailim üzerine aradı. Gelmeyen usta gelmeye karar vermiş. Hala yanlış yaptıklarını kabul etmiyorlar. Aşağıda resmini gördüğünüz duvar yapılma şekliymiş. İstemez gelmeyin zararımı tazmin edin dedim. Düşüneceklermiş, bekliyoruz.

Bauhaus en azından şikayete cevap verdi, praktiker hiç almamış gibi davranmıştı. Hem de kapı gibi okundusu geldi mailime. KadıköyBelediyesi de çok duyarlı bu konuda benim önerilerimi planlamaya aldıklarına dair bir mail atmışlar. Bakalım göreceğiz önümüzdeki karanlık yol ışıklandırılacak mı bu planlamayla.

Herhangi bir şikayetiniz varsa bana haber verin, dilekçe yazıp çok iyi takip ederim. Hiç peşini bırakmam. Sanırım ilerde emekli olunca bütün mesaimi buna harcayan o çatlak teyzelerden olacağım. Olsun herşey vatandaşlara hizmet için :)

İyi haftalar herkese :)

İyi ki Doğdun Ebru

Friday, November 21st, 2008

 

15 sene olmuş Ebru ile ilk tanışmamız. Lise sonda beden dersinden kaçıp muhabbet ederken, sonra aynı üniveriste ve aramıza Deniz’in katılması ile Altın Kızlar grubunu oluşturduğumuz üniveriste yılları. Bir sürü macera ,bir sürü tatil bol bol kahkaha. Sonra Amerika’da aynı evi paylaşma.  daha çok macera daha çok çılgınlık.  İlk iş deneyimine kadar neredeyse aynı CV ‘yi paylaşma. Aramıza Derya’nında katılmasıyla kahkahaların eksik olmadığı bir arkadaşlık. 

Aramızda ilk evlenen de  o ilk vetek anne olan da. Ama hala en çılgınımız da o. Gerideki 15 seneye baktığımda hatırladığım bir sürü olayın yanında Ebru”nun çınlayan kahkası var.

Amerika’da micro dalga’yla neredeyse evi yakıp terlikle okula koşarken, ben elime terliklerimi takıp yalınayak sokaklarda yürürken arkadamdan kahkaha krizlerine girerken, üniveristede sınav öncesi ders çalışmamalarımızda, tüm kafkas danslarımızda, Datçada Denizle ikisi böcek kovalarken, Bodrum’da adamın suratına aynı sapık diye bağırırken, Derya’nın bavulunun içine sığarken, olur omaz kişilerle tanıdık çıkarken ve daha unuttuğum yada burada yazamadığım bir çok anda…

Yukardaki resim Deniz’in İngiltere’de olması sebebiyle Ebru’nun düğününe gelememesi nedeniyle benim lise mezuniyet elbisemle bizim evde Ebru ve Okaya temsili düğün yaptığımız geceden. Resme iyi bakın heran Ebru’nun bir telefonuyla buradan kalkabilir valla :):)

Şimdi onun harika bir anne olduğunu görüyorum. Birlikte ne güzel büyüdük. İyi ki doğdun Ebru, Nice mutlu yıllara , birlikte upuzun senelere…

Bir Sobe: Garip Huylar

Friday, November 21st, 2008

Haydins sobelemiş beni garip huylarım hakkında. İşte geliyorlar:

Çorapla uyuyamam çok üşüsem bile çıkartırım eğer çorapla uyuya kalmışsam acayip susamış kalkarım. Acaba var mı bir bilimsel açıklaması?

Eğer sırtüstü uyuya kaldıysam mutlaka telefonda uyandırılırım. Denenmiştir kesindir. Hatta Amerika’dayken Ebru Okay’dan telefon beklediği zaman beni zorla sırt üstü uyumaya zorlardı :):):)

Uyurken kapı mutlaka kapalı olmalı. Açıksa asla uyuyamam. Bİr de oda karanlık olmalı. Ayy uyurken pek cinsim galiba ben…

Yemek yerken birisinin benden habersiz tabağıma yemek fırlatmasına (koymasına değil) sinir olurum. Hatta kendi tabağından gerçekleştiyse bu fırlatma deliririm.

Sürekli kendini tekrarlayan seslere deli olurum. Saat, müzik vs. Ofiste DVD bitipte o müzik sürekli çaldığında  herkes değiştirin şu CD’yi çığlığımla farkeder.

Kendi kullanmadığım arabada miğdem bulanır. Taksi ve dolmuşlarda bile zor dayanırım.

Emniyet kemeri takmadıysam araba kullanamam. Kendimi öne fırlayacakmış gibi hissederim.

Bir şey için israr edilirse çok istesem bile yapmam. Yanımd abaşka birine israr edilmesine de deli olurum. Tamam yemiyecek bir sus diye bağırasım gelir.

Ellerime krem süremem düşününce bile içim fena oldu valla.

Saçma jöle sürersem önce elimi deli gibi yıkar sonra havluya kurularım deli gibi.

Denizde yüzerken çok dalgalıysa miğdem bulanır, öyle dalıp çıkmam kafamı oradan buraya atmam.

Şimdi okudumda gerçekten ben garibim hele bir de Vedat’a sorsanız bu soruyu neler sayar neler :):):)

Kaos

Thursday, November 20th, 2008

Blogger’dan buraya eski yazıları almak için bir magic button varmış. Benim için pek sihirli olmadı. Bazı yazıları aldı bazılarını bıraktı, katagorileri çoğalttı düzelteyim derken katagoriler kayboldu. Benim aklım karıştı.

WordPress beni neden yoruyorsun?

Resimli Anlatım

Wednesday, November 19th, 2008

Sonunda resim ekleme  sorunu hal oldu. Bu blog işini çözeceğim diye html kod falan yazmaya başlayacağım yakında. Öyle bir çözdüm ki kendim bile şaşırdım. Aferin bana…

İşte meşhur duvar paneli Resim 1-a usta tarafından çekomastik sıvanmış şekli. Şekil 1 – b Vedat tarafından kabak oyacağı kullanılarak tamir edilmiş hali. Demek ki Bauhaus’tan Şen Yapı’ya duvar paneli yaptırmıyoruz. İşte resimli kanıtı.

 

Sırada ise en çok istek alan çok beklenen kırmızı mutfağın neredeyse bitmiş halinin resmi var. Yapımında emeği geçen herkese özellikle kabak oyacağı kullanımında zeka ve yeteneğini birleştiren Vedat’a teşekkürler…

 

 

Boyacı son rötüşları yapsın, listeye 5 çizik daha atılsın kırmızı mutfak çay ve kahve servisine açılacak. buyrun bekleriz…

Yılsonuna sığdırılacaklar

Tuesday, November 18th, 2008

Kış geldi ama ben hala farkına varamadım. Kasım bitecek palto bile giymeden zibidi gibi geziyorum. Geçen haftaya kadar etekleri bile çorapsız giyip kendimce yazı uzatıyordum. Donuyordum o ayrı mesele.Bu hafta kış geldi. Şakası yok Kasım sonuna geldik. Ne hızlı geldi bu senenin sonu.

Tam ev bitti derken boyacı kabaran yerlere yine girişti. Yapılan temizlik boşa gitti ve ben yarım kolilerle evde kalakaldım. Sanki bu süreç hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor. Ama biliyorum ki bir ay sonra camına burnumu dayayıp kahvemi yudumladığım bir kütüphane odama ve tarçınlı kurabiye kokan kırmızı mutfağıma yerleşeceğim. Yaşasın…Arada bu evden ayrılma hüznü çökse de heyecanı daha fazla. Ne de olsa ilk tek başına evim ilk göz ağrım olsun o kadar.10 senem geçmiş bu evde az mı?

Yıl bitmeden bir taşınma, bir çok uzaklara tatil ve bol bol bayram ve yılbaşı sevinci sığdırmam lazım. Ayy bu arada işe gidip gelmek ve bol bol çalışmak da sığacak.

Yılın son aylarında ben hep o yıl içinde yapmayı çok istediğim ama yapamadığım istekleri sıkıştırırım. Hatta ilk blogumu da bu projem dahilinde açmıştım. Her gün hiç yapmadığım bir şey yazacaktım. Nereden nereye geldik. İyi ki de geldik :)

Aslında bu yazıya niyetim neredeyse tamamlanmış kırmızı mutfak resmi koymaktı ama resim koymayı beceremedim. Bu yeni blog sistemi aptala çevirdi beni. Bİlen varsa bana öğretse yada ben bir boş zamanımda keşfetsem iyi olacak. Öğrenir öğrenmez kırmızı mutfak huzurlarınıza gelecek…

Az biraz daha sabredin. Şu usta tadilat taşınma mızmızlarım geçecek. Nerede gezmişim, ne okumuşum hepsi sırasıyla gelecek…

Kabak Oyacağı ve duvar paneli

Sunday, November 16th, 2008

Hafta sonu ne yaptınız?

Kabak oyacağı ile duvar panelinden çekomastik kazıdık.

Daha daha ?

Bunu yapan ustanın bol bol kulaklarını çınlattık.

daha başka?

Ağrıyan kollar, acil manikür ihtiyacı var  ama mis gibi duvar paneline kavuştuk.

İyi Haftalar…

ps: Ne alaka diyenler buyrun şu yazıya http://www.tuttosuzeya.com/2008/11/09/issiz-adam/

Koliler ve misafirler

Saturday, November 15th, 2008

Kolilemek üzere tüm çekmeceleri boşalttığım CDleri yerlere dağıttığım incik boncuk ne varsa etrafa dağıttığım odayı öylece bırakıp kapıyı çekip kaçasım var. Benim taşınma işlemim çok uzun sürecek sanırım. Bu ev nasıl ayıklanacak. Tek kişi 10 senede nasıl bu kadar biriktirebilir. Bundan sonraki yaşamımda basit ve eşyasız bir hayat düşlüyorum. Olmayacağını herkes biliyor sanırım.

Sırada bir oda dolusu kitap var. Kıyafetler var. Ayyy cidden kaçasım var. Annemin bir tanıdığı evine misafir çağırmış 4 kişi gelmesi gerekiyorken 10 kişi gelmiş kadıncağız da paltosunu alıp evden çıkıp gitmiş. Hep o misafirlerin olayı ne zaman kavradıklarını merak ederim. Düşünsenize ev sahibi mutfaktan hiç gelmiyor.Annem beni uyutmaya götürüp  kendi uyuyunca da misafirler aynı şeyi yaşamışlardır sanırım ki hala evcek utançla anarız o olayı.

Konuyu dağıtmadan kolilerin başına gidiyorum. İyi hafta sonları…

Related Posts with Thumbnails