Güneşli bir gün hava ılık bir de üstüne tatil daha ne olsun. Sabahın köründe kendime bile şaşırıp annemin peşine takıldım. Önce bir kermes sonra kalamışta kahvaltı.
Annemle yapılan gezmelerin ucunda bucağında mutlaka keyifli birşeyler vardır. Hep sonrasında bir kahve, deniz kenarında çay, çay için alınan tıkırık yiyecekler…
Eve gelince de bahçedeki çiçekleri teftiş ettik. Annem evdeyse -ki bu çok nadirdir genelde kuyruksuz uçurtma gibi sabahın köründen kaybolur- bahçeye dikilen çiçekleri bir bir gezer.
Eve çıkıp o heves balkonu sezona açtım. Bu balkonda ilk düzenlemeler yapıldı. Çiçek alasım var ama ben çiçek bakamıyorum. Bu konuda değişik maceralarım var. Eski balkona Vedatla duvar resmi yapmıştık. Bu balkonla ilgili daha çalışma yapılacakmış Vedat öyle dedi :)
Akşam üstü diyetisyen kontrolüne oradan da sahilde Elçinlerle buuşmaya çıktım evden. 800 gram daha eksilmiş olarak denize girenleri seyrederek sahilde yürüdüm. Elçinlerle buluşmamız Elçin’in ilk adımda Susam’a karışıp düşmesi ve bileğini burkması, o sırada Ebrularla karşılaşma, Susam yanımızda oldduğu için taksilerin bizi almaması 5 saniye sürdü. Sonrasında eve gidip araba almak trafikte beklerken zır zır geliyorum şuradayım diye aramak yağmurun başlaması onların orada ıslanması, sonunda onları alıp eve getirmek tam 2 saat sürdü. Ne trafikti öyle. Arabanın içinde düşme anları ve dialogları ile gülme ve davul gibi bir bilekle döndük.
Yaz başlayan gün kış olarak bitti. Akşam dışarı çıktığımda dondum.Eve gelip balkonu topladım erken mi davrandım ne. Camları kapadım kaloriferi yaktım. Baharı görmeden yaz geldi geçti oldu bir günde…