Cuma akşamı sonunda balkona el attım.  Paşabahçeden alınan kağıt fener ışıklar  ve mavi fener mumluklarla balkon balkon gibi oldu. Eski evin balkonunun manzarası daha açıktı ama bu balkonda ayın doğuşuna doğru.  Balkon keyifleri başladı. Bizim balkon küçük diye salonun camlarını sürgülü yaptırmıştık  balkon gibi olsun diye ama yarasalar yüzünden açamıyoruz. Benim en büyük korkum yüzüme kuş çarpmasıdır. Yarasalar bunu bilirmiş gibi eve doğru son hız uçup son saniye dönüveriyorlar. Vedat’ın kafasında 1001 proje var oraya file falan takacak diye çok korkuyorum.

Daha önce hiç bana kuş çarptı mı bilmiyorum ama kafeste bile olsa kuş olan ortamda çok gerilirim. Kuşun kafeste olması beni çıldırtır içim daralır ben kafesteymişim gibi, kafesin dışında daha kötü. Yılandan korkmam kuş çarpmasından kortuğum kadar.

Eskiden Ferhan abinin kuşları vardı evde. Anneme bir sorayım bana çarptılar mı diye??

Zaten yılana alışığım ben abim eskiden bahçede bulup sigara paketinin içinde gezdirirdi. Arad amasanın üzerine çıkartırdı biz etrafa kaçışırdık.  Kazım abinin hayvan besleme alışkanlıklarına kedi köpek hafif geldiği için değişik arayışları vardı.  Bir kere ayıcı ile anlaşıp ayısını satın almıştı. Nereye bırakayım abla diye kapıya gelen adamı annem zor göndermişti.

Uzun süre kaplan yavrusu almaya hayvanat bahçesine gidip gelmişti. Hatta bir keresinde beraber gidip seçmiştik diye hayal meyal hatırlıyorum ama bize vermemişlerdi. Kedi yavrusu gibi evde besleyecektik oysa ki.

Ben doğduğumda ise evde atmaca besliyormuş. Benim gözümü oyarsa diye annem atmacayı göndermiş.Ya atmaca ya Uğur deseler atmacayı seçecek kadar da iyiymiş araları. Belki de kuş korkum o günlerden geliyordur. Atmaca üzerime pike falan yapmıştır. 

Bahçede bir sürü köpek balkonda ve evde bir sürü kedi vardı. Kediler ne zaman hamile kalsa benim dolabı mesken tutar ve orada doğururlardı. Hatta yıllarca biriktirdiğim peçete koleksiyonum doğum evi olarak son görevini yapmıştı. İçindeki yüzlerce peçeteden  en çok Snoppyli balonlu peçetenin gitmesine üzülmüştüm.

Bahçedeki köpekler teke indiğinde kurt köpeği Negro sahip falan dinlemeden herkesi parçalama özelliğine sahipti. Bir bana dokunmazdı ben de pek haşır neşir olmazdım. Kapıdan parçalanmış bir kıyafetle aşı ve mont parası isteyenler eksik olmazdı. Sonra bir gece Negro çalındı. Herkes çok şaşırdı.

Son köpek ise safkan sokak cinsi fındıktı. Ayşegül kitaplarındaki Fındığın aynısı olarak yavru haliyle Ferhan abiyi ısırıp kendine yer edinmişti. Değme cins köpeklere taş çıkarırdı. Tüpçü gelirken munis munis oturur tüpü alıp götürürken saldırırdı. Adam 3 saniyede ağaca çıkma rekoru kırardı sayesinde. O da mahalleyi pek bir parçaladı. Kapıya polisler, vakko gömlek isteyenler gelip gitti.

Tek katlı evden taşınınca hayvan maceraları sona erdi. Daha doğrusu devam etme çabaları gösterilse de aynı olmadı. Ama abimin içinde kaldıysa diye bir ayı bulup getirmek iyi olur.Hazır doğum günü de yaklaşıyor. Küçük bir ayı yavrusu Metehana arkadaş olur onlarla yaşar gider. En fazlası eve bir kaç petek fazla bal alırlar. Süper plan ben araştırmalara başlayayım :)

Related Posts with Thumbnails