Son günlerde akşamları eve koşa koşa gitmemin bir sebebi var. Fırında pişen ama yenmeyen bir şey. Geç olsa da fimo hamurunu keşfettim. Hamurdan şekiller yapıp fırında pişiriyorsunuz taş gibi oluyor hem de rengi değişmiyor. Bir sürü surat yaptım dün suratlara beden ekledim. Arkalarına iğne arkası yapıştırdım. Şimdi oraya buraya takacağım bir sürü yamuk kızım oldu. Onların kıyafetleriydi, saç şekilleriydi derken saatlar geçiyor. Biraz daha ustalaşayım neler yaparım neler.

Bir de resim transfer jelini aldım. Üzerinde yazdığına göre resmin üzerine bu sıvıyı yürüp beyaz fimoya yapıştırıp fırına vermek gerekliymiş ama benim bir sürü beyaz yuvarlak fimolarım oldu. Resim transferi olmadı olamadı. ama çalışmalarım sürüyor.

Bu hafta bir de Emek Sinemasında 16:45 seansına nikaha gittim. Davetiyesiyle afişleriyle ve alaskasıyla  çok keyifli bir nikahtı. Nikah sonrası Nevizadeye yemeğe gittik. Geçen kış alıpta sımsıkı olan siyah elbise içinde fır fır dönünce pek keyiflendim.  Bir kuş bu keyfin içine etti. Hem de tam anlamıyla. Neyseki ıslak mendiller sayesinde kurtuldum. Nedir bu kuşlardan çektiğim benim. Hem kazı kazan da aldım işe yaramadı. Annem küçükken çok sevdiğim şemsiyeme de kuş ettiğinde aynı ağlamaklı suratla bakıp 3 gün Şemsiyeme kuş  sıçtı diye gezmemi hatırlayıp çok güldü.  İşte çocukluğa döndükçe çıkıyor kuş bilinçaltı. Annemi daha çok konuşturmak lazım demiştim size.

Dün bu yazıyı okuyunca farkettim ki yazın eldiğini idrak edemeyenlerdenim bende. Havalar ısındı ama deniz kum mevsimine geçildiğini nedense anlamamışım ben. Uzaklara gidilmese de hafta sonu yakın uzaklara bir plan yapmalı. Bikini mevsimi açılmalı.

Related Posts with Thumbnails