Sabahları erken uyanıp evde vakit geçirmeyi seviyorum. Koşarak değilde ağır ağır evden çıkmayı, annem evde mi diye kapıyı çalıp kahvaltıya dadanmayı sa seviyorum. İşe zıp zıp bir şarkı ile yürürken yol üzeri pastane atölyesinden çıkan kokuları ama çelik gibi sağlam irademle gurur duymayı da seviyorum.

Nero’da kahvemi ben daha söylemeden benim istediğim gibi yapmalarını sıra olsa bile bana verivermelerini de seviyorum. Zıplaya zıplaya ofise girmeyi,  sabah sessizliği bozulana kadar masamda plan yapmayı seviyorum.

Çalan telefonlar ,giden gelenler arasında en çok  bekleme masalarına değil de karşımdaki koltuklara oturan ve ayakkabılarını çıkartıp eline alan kıza şaşırıyorum. Böyleler hergün mutlaka beni buluyor ve günümü renklendiriyor.

Akşam olunca ofisin serinliğinden sıcak havaya çıkmayı eğer bir yere gitmiyorsam bir an ne yapsam diye düşünmeyi mutlaka Nezih Kitap evinin bir kapısından girip diğerinden çıkmayı seviyorum.

Kırmızı mutfakta diyet listesine göre yemek hazırlamayı, oraya gideyim, buraya gideyim planları yapıp sonra karşı komşu abilere  gitmeye bile üşenmeyi ve erken yatacağım diyip diyip gece yarısını devirmeyi de seviyorum.

Bu seviyorum halleri genele yayılsa da bazen sana bir küsmek istiyorum barışıp sonra tekrar küsmek istiyorum haline dönüşebiliyor. Var serde bir piskopatlık ya neyse.

Related Posts with Thumbnails