Dalya Beach
June 23rd, 2009Pazar sabahı erkenden yola çıktık. Keşke tatile çıkıyor olsaydık diye diye Demirciköy Dalya Beach’e geldik. Sabahın körü Vedat kendini denize attı ben soğuk diye mırın kırın yaptım. Biraz ısınınca girerim dedim ama sonra rüzgar mı döndü ne olduysa deniz acayip pislendi ve ben sadece ayakklarımı denize soktuğumla kaldım. 3 başarısız denemenin ardından sadece güneşlenme ve duşta serinleme yaptık.
Çimlerin üzerinde uzanmak, bina görmeden temiz hava da bir gün geçirmek harikaydı. Ayaklarımız toprağa değdi uzun zaman sonra . Çok iyi geldi.
Trafiğe kalmamak için erken çıktık göz göre göre ben sahil yolu dolu olur diye inat ederek 2. köprü yoluna girdim. 35 dakikada gittiğimiz yolu 2,5 saatte döndük. Ben yolda sahilden gitseydik de bu kadar sürerdi inadımı sürdürdüm. 2. köprüdeki yol çalışmaları bizi bezdirdi. Bir ara arabaların arasından çığlık atarak koşacaktım tabii ki Vedat tuttu.
Dalya Beach doğa olarak güzel ancak daha kasa kuyruğunda yiyeceklere zam yapacak ya da adamına göre fiyat verecek tarzda bir büfeye sahip. Gitmeden rüzgara göre denizin durumunu öğrenmek gerek. Yoksa ben bizim sahilin daha temiz günlerini gördüm.
Gönlüm orada resimler çekeyim buraya koyayım isterdi ama “Fotoğraf makinesini al Uğur” lafı üzerine alırım tabii söylemene gerek yok bakışı atıp sonrada unutan bir bünyeye sahibim. Savunma olarak da biz denize girerken çalınır diye almadım zeytinyağlılığını da yaptım.
Akşam eve dönüş daha yolda başkasının planlarına kaynayış ile kendimi bir anda sinemada buldum. Sandra Bullock’un teklif isimli filmine gittik. Güzel hafif bir filmdi.Ben de Alaska’ya gitme isteği yarattı. Sıcaklardan olsa gerek.
Bu hafta hızlşı başladı Salı yarılandı bile. Yapılacaklar listesine çizikler ata ata ilerliyoruz. Yaşasın yaşasın !!
bu günü zaten hep pazar sanıyorum, senin yazınıda görünce o duygum daha da pekişti. Yıılar var İstanbul yakınlarında denize girmedim. Adalar hariç tabii. Bne ne yapar der o denize girerdim biliyomusun. Sen bi Ören’de denize girde soğuk deniz gör. Kaz Dağlarının altından gelen soğuk su akıntısı, insanın feleğini şaşırtıyor.
İkinci köprüde 40 gün çalışma var, haberin olsun. Görüşmek üzere
Zeya’cım,
O gün herkese kabus oldu zannedersem. Biz saat 01.00′da birinci köprüden karşıya normalin iki katı sürede geçtik.. Temmuz sonuna kadar kabus devam edecek ne yazık ki…
Dalya beach ablamlarin evinin iki koy yani:)Hafta ici supper oluyor ama haftasonu pek kalabalik.Denizine girmeye cesaret edemedim, ne de olsa bi suru gemi alargada bekliyor ve ara ara deniz zift oluyor .(Alarga , acikta beklemek , eski sevgiliden ogrenilen jargon:)
Yandanki koy olan uzunya’nin kahvaltisi pek guzeldir , haftaici gidilmek kaydi ile.
Yine de yollarini severim Demircikoy’un , agaclar arasindan.
Hadi İstanbul’dan kaçalım..1 aylığına..Komple blog tatili..Nasıl olur..?
Lale Abla;
Bozcaada’da öyledir buz gibi deep freezde beklemiş su gibi. Orası başka :):):)
Ben İstanbulun her köşesinden denize girerim :):):)
Tubik;
Temmuz sonuna kadar vapurla karşıya geçerim o zaman ben :):):)
biliyordum biliyordum 1. köprüde doluydu bak ben doğru yolu bulmuşum :):):)
Nalan;
Yol boyunca senin gecenin bir yarısı o yolları nasıl gittiğini düşündüm. Orası İStanbul değil ama yaşamak çok keyifli olmalı. Uzunya’yı yeni duydum şimdi her yerde karşıma çıkıyor. Defdefin annesi tuğba’nın son yazısındaki resimler oradaki bir düğünden çok güzel :):):)
Şebnem;
süper bir fikir ben katılıyorum. Hemen kaçalım. Ama sanırım Vedat’ın istifası gerekebilir sonrada blogca bir şirket kurarız nasıl olur??
hahahhahahahahahahahahhahaa:))))
çok tescilli davranışlar bunlar:) bende de hep vardır ben bilirim havası :)))
olsun yine de güzelmişş:)
Tanıdık gelen bir bakış bu:))
Doğru çok haklısın; Çalınabilirdi…
sevgiler