Pazar sabahı erkenden yola çıktık. Keşke tatile çıkıyor olsaydık diye diye Demirciköy Dalya Beach’e geldik.  Sabahın körü Vedat kendini denize attı ben soğuk diye mırın kırın yaptım. Biraz ısınınca girerim dedim ama sonra rüzgar mı döndü ne olduysa deniz acayip pislendi ve ben sadece ayakklarımı denize soktuğumla kaldım. 3 başarısız denemenin ardından sadece güneşlenme ve duşta serinleme yaptık.

Çimlerin üzerinde uzanmak, bina görmeden temiz hava da bir gün geçirmek harikaydı. Ayaklarımız toprağa  değdi uzun zaman sonra . Çok iyi geldi.

Trafiğe kalmamak için erken çıktık göz göre göre ben sahil yolu dolu olur diye inat ederek 2. köprü yoluna girdim. 35 dakikada gittiğimiz yolu 2,5 saatte döndük. Ben yolda sahilden gitseydik de bu kadar sürerdi inadımı sürdürdüm. 2. köprüdeki yol çalışmaları bizi bezdirdi. Bir ara arabaların arasından çığlık atarak koşacaktım tabii ki Vedat tuttu.

Dalya Beach doğa olarak güzel ancak daha kasa kuyruğunda yiyeceklere zam yapacak ya da adamına göre fiyat verecek tarzda bir büfeye sahip.  Gitmeden rüzgara göre denizin durumunu öğrenmek gerek.  Yoksa ben bizim sahilin daha temiz günlerini gördüm.

Gönlüm orada resimler çekeyim buraya koyayım isterdi ama “Fotoğraf makinesini al Uğur” lafı  üzerine  alırım tabii söylemene gerek yok bakışı atıp  sonrada unutan bir bünyeye sahibim. Savunma olarak da biz denize girerken çalınır diye almadım zeytinyağlılığını da yaptım.

Akşam eve dönüş daha yolda başkasının planlarına kaynayış ile kendimi bir anda sinemada buldum. Sandra Bullock’un teklif isimli filmine gittik. Güzel hafif bir filmdi.Ben de Alaska’ya gitme isteği yarattı.  Sıcaklardan olsa gerek.

Bu hafta hızlşı başladı Salı yarılandı bile. Yapılacaklar listesine çizikler ata ata ilerliyoruz. Yaşasın yaşasın !!

Related Posts with Thumbnails