Archive for June, 2009

Felicita

Friday, June 5th, 2009

Bugün içim kıpır kıpır nedensiz bir mutlulukla uyandım. Kayıt düşeyim istedim. Mutluluğun sebebi belki de

bugünün Cuma olmasıdır.

sabah masamda bulduğum romadan uçup gelen uğurböceğidir :):):)

yolda yürürken dinlediğim te quiero Barcelona şarkısıdır

dün akşam İzmirden taze gelen  Ebru ile caddede buluşmuşken bir anda  kendimizi Zuz’da Lale ablalı  keyifli bir sohbette bulmamızdır.

Ya da tamamen sebepsizdir. Öylesinedir…

Su gibi

Tuesday, June 2nd, 2009

Ben 6 ay su içmesem aa su içmedim demeyenlerdenim. Hatta son bir kaç aya kadar susamak ne demek neredeyse bilmezdim. Vedat yada abim ne zaman su içseler zorla burnuma dayarlar. Sanki susuzluktan ölecekmişim gibi davranırlar. Ben 2 yudum alır yeter çığlıkları atarım. Rejim diyet sağlık derken zorla günde 2 litre su içmeye başlayınca sanırım alışkanlık yaptı. Bunun yanı sıra daha az kola daha az kahve içince vücut susamaya başladı. Değişik bir duyguymuş :)

Yine de suyu sek içemem. İlla ki içine bir dilim limon, mevsimine göre portakal, çilek, şeftali ve nane atılacak. Su su değilmiş gibi yapılacak ben öyle içeceğim. Bu yüzden masamda sürekli nane yapraklı limonlu kocaman bardak su  var çalışırken. Günde 2.5 litreye çıkma çabam var.

Geçen hafta 2 İspanyolla toplantım vardı. Bir sürü anlattım konuştuk en son sormak istediğiniz birşey var mı dedim. O içtiğin nedir diye sordular. Dışardan bakınca aynen mojito gibi durduğu o an dank etti aklıma. Su dedim ama pek inanmayarak baktılar. Ben de suyla ilişkimi anlatmadım uzun uzun. Nasıl anlamak isterlerse artık.

Benim su keyfim ofiste diğer masalarda da etkisini gösterdi. Tepemde disko topu elimde çakma  mojito pek bir parti havasında bugün bu masa…

Yer Siyah Gök Beyaz

Monday, June 1st, 2009

Eskiden bizim bahçenin bir duvarı kocaman siyah beyaz boyanmıştı bayrak şeklinde. Trenden geçenler görsün diye.  Pazardan amerikan bezi kumaşlar alınır siyah şerit çekilirdi. Her hafta maça götürülen bayrak bir önceki haftanın rekorunu egale etsin diye boyanırdı neredeyse.

Arada sırada ben de maçlardan nasibimi alırdım. Birinin sırtında maça gider deli gibi eğlenir sonra bağrış çağrış geri dönerdik. Maç hevesimiz ben 15 – 16 yaşlarındayken gittiğimiz ve hayatımda duymadığım küfürleri duyduğum maçla bitti. Sanırım abiminde son gittiği Beşiktaş maçı o oldu. 

Fenerbahçe delisi bir sevgilim olsada beşiktaşlılık bende hiç azalmadı.En kritik noktalarda En büyük Beşiktaş diye bağırıp kaçmalarım, Beşiktaş yenilmiş ben de surat asacağım ile başlayıp 5 dakika geçmeden unutmalarım çok meşhur oldu.

Bu hafta sonu evde maçı izlerken eski günlere döndüm. Ferhan Abiyi arayıp şampiyonluk kutlamaları yaptık. Metehan’ı telefonla deli etmece oynadım. Vedat Fenerbahçeli bir  centilmen olarak beni Beşiktaş dükkanına götürdü kupada bizim şampiyonlukta tshirtü aşmaya ama kalmamış.

Anlayacağınız hafta sonu pek fanatik geçti bizim evde…

Related Posts with Thumbnails