Posted by Zeya on Jul 31, 2009 in
Uncategorized
Dağlara baka baka yüzmeye, kafamdaki herşeyi buz gibi denize bırakmaya, biraz bronzlaşmaya, verdiğim kiloların tadını çıkartmaya, Polente’de üzümlü votkayla kafayı bulmaya, Bozcaadanın daracık sokaklarında hep aynı yere çıkmaya, ada kafede kahvaltı etmeye, Alaçatı’da bizim İzmirlilerle buluşmaya, eski günlerdeki gibi nerde sabah orada akşam yapmaya,Kenan’ın şarkılarıyla coşmaya, bütün yılın yorgunluğunu atmaya ve sahilde uzanıp boş boş denize bakıp kendimle buluşmaya gidiyorum.
Görüşmek Üzere…
Posted by Zeya on Jul 30, 2009 in
Uncategorized
Siz de hissediyor musunuz bazen boşa uğraştığımızı her şeyin düzeninin zaten tam ve mükemmel olduğunu. Bu hafta hayat bana bunu öğretmeye çalışıyor.
Ofiste bu dönem zamanla yarışırız vize randevusu ile vize evraklarının zamanlamasının uyuşması gerekir. Bu postacı yolu gözlemek, TNT ci adamlar ofise girince sevinç dansları yapmak (adam beni görünce hiç kimse bu kadar sevinmiyor diyor) evraklar teslim edildikçe isimlerin üzerine tik atmak demek.
İtalya ve okulları Ağustos ayında tamamen kapanıyorlar. 31 Temmuz’da o evrak oradan çıkmazsa ancak Eylül’de çıkar demek bu. Siz düşünün benim halimi. Ama mucizeler oluyor. Geçen sene olduğu gibi. Birileri plaj kenarından mailimi okuyabiliyor, oradan bana evrağın gönderilmesini sağlıyor. Başkası okula şöyle bir uğramışken ben şansa telefonu çaldırıyorum. Hala ders almıyorum. Nasılsa hal olur demiyorum. Heyecan içinde elimde telefon 5 dil bir arada acil diyorum. Adamların acil kavramı yok. Uzun öğle tatilinde yemek yiyecek şarap içecek sosyalleşecek bizim gibi ağzına 3 lokma tıkıp koşmayacak. Hayat odur belki de kimbilir?
Şimdi elimde telefon birilerine ulaşıp evrağı acil gönderin derken onlar beni telefonda inatla yarım saat bekletirken evrak önüme ulaşıverdi. Boşverip bir kahve içseydim de sonuç bu olmayacak mıydı?
Sürekli bana sen boşa uğraş didin herşey mükemmel olacak diyen hayatın akışına izin versem diyorum. Daha sakin olur muyum acaba?
Posted by Zeya on Jul 27, 2009 in
Uncategorized
Tatile geri sayım yapıyorum. Bütün işlerin bitmesi gerek son hız çalışıyorum. Bu ara içimden yazmak gelmiyor. Tatil sonrası dinlenmiş ve yenilenmiş olarak görüşmek üzere…
Posted by Zeya on Jul 21, 2009 in
Uncategorized
Ben bazen bu hayatı çözdüğümü zannediyorum bazen de hiç bir halt bilmediğimi öğrenemediğimi. Bu bilinç düzeyleri arasında gidip geliyorum sanki biri oyun oynarmış gibi. Benim bir şey bilmediğim devrelerde Vedat herşeyi biliyor oluyor. Neden diye sorduğumda bekle vardır bir sebebi diyecek kadar bilge şahsiyet oluveriyor. Cidden bekliyorum ve o sebep çıkıyor karşıma. İşte o anları seviyorum…
Köşedeki simitçinin kafam kadar Çılgın Türkler kitabını okumasını da seviyorum. Sabahları önünden geçerken kitabına dalmış oluyor. Görülmeye değer. Adres noter sokak Vodafone önü.
Ev ahalisi gecikmelere verdiğim tepkiden korkmuş durumda, şimdi annem aradı 5 dakika gecikirsek sinirlenmek yok diye yolunu yaptı. Suç onun o öğretti bana geç kalmamayı, bekletmemeyi ne yapayım.
Beynim 3′e bölünmüş durumda bir yandan mail cevaplıyor bir yandan telefonlara cevap veriyor diğer yandan da tatil planları yapabiliyorum. Tam 10 gün kaldı. Sevinçten çığlık atasım var.
Garip bir yazı oldu farkındayım ama aynen ruh halimi yansıtıyor, kayıtlara geçsin…
Posted by Zeya on Jul 20, 2009 in
Uncategorized
Ben herkesin sigara içtiği bir evde doğdum. Sadece annem 5 yıl kadar dayanmış ben doğduğumda sonra o da kaldığı yerden devam etmiş. Evde sürekli kesif bir sigara dumanı olurdu ve kimsenin aklına benim yanımda içmemek gelmezdi. O zaman sigaranın zararları bilinmiyor muydu neydi? Ciğerlerim cidden sağlammış ki şimdiye kadar ben de tık olmadı.
Herkes sigaraya başlayacağımdan o kadar emindi ki Ferhan Abiyle 18 yaşına kadar sigara içmezsem bana araba alacağına dair bir iddia’ya girmiştik. Söylememe gerek yok iddiayı ben kazandım. Şimdi kapısına dayanıp hani arabam mı desem? Arabadan vazgeçtim kırmızı vespa mı istesem
:):)
Sonra çevremdeki bütün arkadaşlarım sigaraya başlamasına rağmen ben elime sigara yakıştırmadığım için hiç sigaraya başlamadım. Arada sırada akşamları içtiğim karanfilli ile kaldım. Onu da en son ne zaman içtiğimi hatırlamayacak kadar zaman önce içmişim.
Sigara içmesem de hiç bir zaman sigaraya karşı sıkı bir düşmanlığım olmadı. Yanımda sigara içilmesi beni rahatsız etmedi, bir tek arabada içilen sigaralara tepkim kusmak oldu.
Babam elini yıkarken bile sigara içerdi. Hiç çakmak kullanmazdı birbiri ardına eklerdi. Abimlerin kaç yaşında sigaraya başladıkları muamma ama ilk okul son gibi iç acıtıcı yaşlardan söz ediyorlar. Annem önce maltepe sonra Samsun içerdi. Yabancı sigaraya uzun süre direnip bir Kars treninde bıraktı sigarayı.
Yıllar geçtikçe herkes teker teker sigarayı bıraktı. En azılı sigara düşmanları da onlardan çıktı. Yanlarında sigara içirtmeyenler, duman geldi diye köf köf söylenenler.Firenze’de işe başladığımda ise sigaranın serbest zamanlarıydı. Benim dışımda herkes masasında içerdi. Etrafı duman kaplardı. Önce bırakanlar oldu sonra kanundan önce temiz ofis operasyonu ile dumansız hava sahasına kavuştuk.
Sırada Kazım abiyle Vedat kaldı bırakmayan. Kazım abi iş yerinin önüne soğuk kış günleri için karavan almayı düşünüyor. Onun içinde içecekmiş sigarasını üşümeden. Vedat için planımsa eve restoran ruhsatı almak. Salona 2 masa atım mı bu iş tamam.
Dün başlayan yasakla ise pasif içiciliği iyicene bırakıyorum. Masada tek başıma oturma pahasına sigara kokmadan yiyeceğim yemekler için şimdiden seviniyorum.
Posted by Zeya on Jul 17, 2009 in
Uncategorized
Kafamın bir kısmı boşalmış durumda. Ofiscek üzerimizden bir yük kalktı. Pazartesi günü bir boşluk yaşanacağı kesin. Biz tam 75 gündür bugünü bekliyorduk ve bugün geldi. Gönder düğmesine basıldı. Rahatız mutluyuz.
Şimdi yaz başlayabilir, tatil planları yapılır, Bozcaada, Ayvalık, Çeşme arasından seçmeler yapılabilir. Koş koş yerine hafif koş hayata geçilebilir, yeniliklerin keyfi çıkartılabilir, evde yazı işlerine daha çok zaman ayrılabilir.Bir çizik daha atmanın huzuru ile yeni projelere yelken açılabilir.
Kaçmadı di mi yaz? Daha çok var…
Posted by Zeya on Jul 14, 2009 in
Uncategorized
Az kaldı bu haftanın bitmesine, günlerin yavaşlamasına, beynimin içinde sürekli sayıların, sayfaların gidip gelmesinin bitmesine. Temmuzu yarılamışız ama benim haberim yok. Az kaldı yazı kaçmadan yakalacağım günlere…
Posted by Zeya on Jul 9, 2009 in
Uncategorized
Geçtiğimiz hafta uzun bir sağlık problemi macerası geçiren Sel Abla’dan temiz haberi aldık. O kötü hastalık vücudundan tamamen çıkıp gitmiş. Çok sevindik. Hemen yemek programı yapıldı ve Salı akşamı ben son anda kendimi adaya attım. Bu ara zaten sadece oradan oraya koşuyorum. İyi ki de koşmuşum. Çok keyifli zaman geçirdim. Etrafta hep kötü haberler ağızdan ağıza yayılırken gelen bu tertemiz haber beni çok mutlu etti.
Dün akşam ise geleneksel Karabekir Koşusu’na gittik Veliefendi’ye. Yarışları izledik annem yine süpriz birinciyi bildi. Kaç senedir bir atı tutuyor, oradakiler imkansız çok sürpriz olur diyorlar ve sonuç annemin tuttuğu at birinci geliyor.
Bu akşamda üniversiteden bir arkadaşımızın düğünü var. Birazdan ona doğru koşmaya başlayacağım. Nikaha yetişirsem bu hafta sosyal alanda tüm checkler atılmış olacak.
İşte ise bir projenin sonuna geldik. Zamanla yarışılıyor. Temmuz’un 2 haftası o herkesin kafasında yer eden kronometre duracak. Ofiscek bir boşluğa düşebiliriz. Bu boşluğu happy hourlu ofis partileri ile doldurma projemi oylamaya sunacağım.
Posted by Zeya on Jul 6, 2009 in
Uncategorized
Her akşam termosunu kapanın bahçeye indiği, süs havuzunu doldurma planlarının yapıldığı, ekşi kara dutların yendiği akşamlar başladı. İşten eve dönünce arka bahçeye kafayı uzatma hemen akşam yemeği planlarına dahil olma zamanı geldi. Evde ne varsa aşağıya indirme ondan bundan kocaman keyifli masalar kurma, bahçede balık yemeyi düşünür müsünüz telefonları alma zamanı da.
Ben doğduğum günden beri demir masa aynı yerde hatta annemin çocukluğundan beri. etrafındaki binalar değişse de, ev yerini apartmana bıraksa da kafanı kaldırdın mı dutlardan gökyüzünün görünmediği manzara hep aynı.
Bizim apartmana yaz anca geldi ama tam geldi…
Posted by Zeya on Jul 3, 2009 in
Uncategorized
Geçen gün ofiste yürüyüş şekillerinden bahsediyorduk. Ben dışa basarım annem düzeltmem için ısrar etmişti. Onu anlatıyordum ki Tansel Bey sen yürürken kolların da dışa dönük yürüyorsun dedi. Yok ya dedim sonra denedim evet evet ben kolum dışa dönük yürüyorum ve bunu şimdiye kadar hiç kimse fark etmemiş.O günden beri yürüyüşüm şaştı. Kolum nasıl bakmaktan adımlarımı şaşırıp düşeceğim birgün. Bu yaşıma kadar bunu bilmeden nasıl yaşamışım ben ??? Şaşkınım çok şaşkın !!