Hayatın akışı
July 30th, 2009Siz de hissediyor musunuz bazen boşa uğraştığımızı her şeyin düzeninin zaten tam ve mükemmel olduğunu. Bu hafta hayat bana bunu öğretmeye çalışıyor.
Ofiste bu dönem zamanla yarışırız vize randevusu ile vize evraklarının zamanlamasının uyuşması gerekir. Bu postacı yolu gözlemek, TNT ci adamlar ofise girince sevinç dansları yapmak (adam beni görünce hiç kimse bu kadar sevinmiyor diyor) evraklar teslim edildikçe isimlerin üzerine tik atmak demek.
İtalya ve okulları Ağustos ayında tamamen kapanıyorlar. 31 Temmuz’da o evrak oradan çıkmazsa ancak Eylül’de çıkar demek bu. Siz düşünün benim halimi. Ama mucizeler oluyor. Geçen sene olduğu gibi. Birileri plaj kenarından mailimi okuyabiliyor, oradan bana evrağın gönderilmesini sağlıyor. Başkası okula şöyle bir uğramışken ben şansa telefonu çaldırıyorum. Hala ders almıyorum. Nasılsa hal olur demiyorum. Heyecan içinde elimde telefon 5 dil bir arada acil diyorum. Adamların acil kavramı yok. Uzun öğle tatilinde yemek yiyecek şarap içecek sosyalleşecek bizim gibi ağzına 3 lokma tıkıp koşmayacak. Hayat odur belki de kimbilir?
Şimdi elimde telefon birilerine ulaşıp evrağı acil gönderin derken onlar beni telefonda inatla yarım saat bekletirken evrak önüme ulaşıverdi. Boşverip bir kahve içseydim de sonuç bu olmayacak mıydı?
Sürekli bana sen boşa uğraş didin herşey mükemmel olacak diyen hayatın akışına izin versem diyorum. Daha sakin olur muyum acaba?
sevgili zeya,
sen kimlerin torunu ve çocuğusun.düşün ve yazıları öyle değerlendir.böyle çalışmasan şaşardım sana.gözlerinden öperim.
Evrene bırak herşeyi o hallediyormuş :) kısmetse benimkileri de halledecek :)tatilden dön de iu e tsy de bir sayfa yapalım bana :) ufaktan başladım takı tuka işine :)
ööpptümm………….
teşekkürler baba :)
Ebruuu
tamam gidip döneyim başlayalım.
Çarşambadan sonra Çeşme’deyim yolun düşerse :):):)
zeya , bu bavullar nasıl gidecek, pazar kuruluyor, araba sokağa nasıl girecek derken. Bütün eşyalarım benden önce gelip eve yerleşti. Yani keşke uyusaydım keşke, o son gece..
Hadi git arık tatile de gel. Çok özledim.
Biz millet olarak “iki lokma yiyip çalışmaya devam”a alışmışız ya, yemek molasına gitmek bile bazen garipseniyordu, üretimde çalışırken.
Ama herşey olacağına varıyor …
biraz sakin olup akışına bırakmak en güzeli ama huy çıkmıyor içinden insanın.
öğrenebilirsen ne ala… belki bende öğrenebilirim dicem o zaman
Simdi sen soyleyince hatirladim.Dubai’den tasinirken , arabayi ve kimi esyalari satmak , tekrar TR’da duzen kurmak falan ne kadar gozumde buyuse de hepsi
kendi ritminde hal olmustu.
Biz acele etsek de etmesekte hersey kendi ritminde ve olmasi gerektigi gibi haloluyor esasinda.Ve herkesin kendi ritmi var:)
Iyi tatilleeer!
Lale abla;
bir de öğrensek endişe yapmamayı herşey süper olacak :)
çocuklaçocuk;
ben bazen yemekte bile kulağımda telefon oluyor ve bu benim kendi seçimim ama iyi bir seçim mi bilinmez :)
boncuk ve çikolata;
öğreniriz öğreniriz neden olmasın :):)
Nalan;
ben senden o kadar çok şey öğreniyorum ki :):):)
şimdi sırada ne var acaba :):):)
ahh ahh ben de ben de… endişe, heyecan, sabırsızlık,… ama yavaş yavaş iyiye gidiyorum..
senin “iptal “i de yapmaya çalışıyorum.. :)
Guzela;
ben de ne çok yapıyorum o iptali :)
hepsini bırakıp hayatın ritmine uyarsak boşuktan caımız sıkılır mı dersin ?
bu tam olarak akışa brakma hadisesini hangi yaşımızda öğrenicez tam olarak çok merak ediyorum. her olayda yine yeniden bu dersi alıyorum. bir müddet uyguluyorum mesela, sonra başak bir konuda kaygı manyaklığına ve kontrol deliliğinde kapıldığımda hop yine aynı yazı çıkıyor karşıma “let it be”:)
Mermaid;
en azından farkındayız öyle değil mi? bence birgün öğreniriz :):)
valla alışmadık g..de don durmaz derler ama :) uydurucaz artık bişiler..kescez biçcez mutlu olucaz :))