Kaç keredir yazmaya başlayıp sonra ilk satırı siliyorum. Bir öyle bir böyle geçiyor bu ay bu yüzden bir yazdığım karamsar geliyor içimi sıkıyor diğer yazdığım fazla zıp zıp. Deli miyim neyim?

Negatifleri yazmayıp sadece pozitifleri yazıyorum buraya, ilerde dönüp baktığımda hep onlar hatırlansın diye. Çünkü bu aralar en sevdiğim şey geçen sene bu zamanlar ne yapmışım diye arşive dalmak.

İçime doğru çıktığım yolculuğun sonuçlarını alıyorum. Kendi kendime geçirdiğim bu vakitleri çok seviyorum. Ne çok kalıplarım varmış benim yok zannettiğim. Çok keyifli bir yol bu.

Bir sürü kitap okudum hepsini yazacağım. Uzun zaman oldu okunmuşları yazmayalı.

Ay sonuna kısa bir gezi var heyecanla beklediğim. Plan yapmadan beklemeyi öğrenmeli.

Hafta sonu Metehan 14 yaşına bastı. Bir sürü kutlama yapıldı. Ev ahalisini bizim eve atıp arkadaşlarıyla özgürlüğünü bile ilan etti evde . Ne zaman bu kadar büyüdü.

Yıllardır ilk defa en düşük kilomdayım. Medium büyük gelip elime smalla alıştırmak için zaman lazım. Aynaya baktıkça kendimi daha da bir seviyorum. Nisan’dan beri  diyetteyim ve imkansız dediğim, ancak büyürken gördüğüm kilodayım. Diyetisyen Sevinç Akdur’a hiç farkettirmeden bana  9 kilo verdirdiği için en kocamanından teşekkür. 

Hafta sonu bir sürü minik vardı evde.  Keyifle oyunlar oynadılar. Ebru’nun Vedat’a bundan sonra sese dayanmak tamamen tecrübe işi  zamanla oluyor demesi güne damgasını vurdu.  Sonra herkes gidip Miray babasının yanında  melek gibi uyuyunca bakmaya doyamadım. Nazar değmesin biblo gibiydi valla…

Bazen insan birşeyi anlar bir seviye atladığını hisseder ya. İşte dün 12 Ekim öyle bir gündü. Kayıtlara geçsin istedim.

Related Posts with Thumbnails