Posted by Zeya on Nov 25, 2009 in
Uncategorized

Ben mutfağa düştüm ya apartmandakilerden bayram beklentileri çoğaldı. Onların beklentilerini boşa çıkarmamak lazım. Yarın hazırlıklara başlansın. 4 günlük bayrama 4444 plan yaparak bir rekora imza attım. Hem eve misafir gelsin hem çok gezilsin hem de sakince kitap okunsun hem de bunların hepsi bol bol yapılsın planları yapıyorum. Sonra içimden bir ses diyor ki plan yapmayı bırak koşturma nasılsa en güzelinden rengarenk 4 gün yaşanacak. Bugünlerde o sesi takip etmeyi çok seviyorum.
Dün akşam en sonunda Lale ablayla bir kahveye buluştuk. Sonra Gamze’de bize katıldı. Herkesin kulakları özenle çınlatıldı, yine binbir plan yapıldı. Kaç aydır verilemeyen kitaplar yerlerini buldu. Eve iyi ki blog var diye diye döndüm.
Yukardaki şekerler kadar renkli bir bayram geçsin. Bu aralar rengarenk takıntım var.İçimize sokulmak istenen karanlığa inat birarada aynı amaç uğruna çok renkli yaşayabiliyorsak ne mutlu bize.
ps: yukardaki resmi internetten bulmuş kaydetmişim ama kaynağını yazmamışım.
Posted by Zeya on Nov 23, 2009 in
Uncategorized

Hafta sonu Ebru’nun doğum günü kutlaması ile başladı. Okay’ın makarnası eşliğinde bol bol kahkaha. İyi ki doğmuş Ebru !! Miray büyüsün onu uyutup yaptığınız bu partileri birbir anlatacağım
:):)
Ben bu ara mutfakta yaşıyorum.Sanırım mutfağa girmediğim arayı kapatıyorum. Kek kurabiye derken fırın yemeklerine taktım kafayı. Cumartesi günü fırının önünde Vedat’ın fırın torbası patlayacak hepimiz öleceğiz çığlıkları eşliğinde yemeği başarıyla sofraya koydum. Torbanın üzerini deldiğimi baştan söylemem lazımmış
:):)
En sonunda biz de flashforward’a başladık. 2 dakika 17 saniye herkesin bayıldığı ve 6 ay sonra hayatlarının bir kesitini gördüğü dizi. Ben üniveriste sınavı öncesi 1 sene sonrasını 3 dakika görsem diye tutturmuştum. Sonra hayatımın çeşitli zamanlarında bu tutturmam devam etti. Bu diziyi seyredip durumun tüm geyiklerini yaptıktan sonra karar verdim istemiyorum geleceği görmek falan. Ben günümü yaşayayım yeter.
Yukardaki çiçekler bazen içimin rengarenk olduğunu unuttuğum anlar için …
Posted by Zeya on Nov 19, 2009 in
Uncategorized

Her gün 2 defa geliş ve gidiş olmak üzere önünden geçtiğim vitrinde şu yukardaki çaydanlığı görmeyip Haydins‘in blogunda gördüm ve illa benim olmalı diye vitrine burnumu dayadım. Biev’e ilk gidişimde kalmamıştı bir sonraki gidişime getirmişler. Kırmızı mutfakta kırmızı inek yerini aldı.
Bu aralar tarçına taktım. Evde tarçın kokusuna bayılıyorum. Tarçınlı mumlar yetersiz kaldığında kurabiyeler ve son keşif kırmızı inekte tarçın çayı.
Biev’deki 2. ürün %50 indirimli olunca bir de kurabiye kalıbı aleti aldım. Hemen yeni tarifler denenecek tırtıllı kurbiye kolayca yapılacak türden. Bu aralar kimin kapısını çalsam ne getirdin diye soruyor. Eskiden nereden geliyorsun diye sorarlardı : ) : )
Amazon’dan bir sürü kitap ısmarladım, çoğu işle ilgili bu sefer. Çok okumam lazım çok. Buz gibi hava tarçın kokulu bir ev ve bol bol kitap. Evet artık kış gelebilir.
Posted by Zeya on Nov 17, 2009 in
Uncategorized
Demek ki ömrümü boşa geçirmemişim!
Dün akşam Ayşe Kulin’in Türkan Saylan’ın hayatını Tek ve Tek başına Türkan kitabını bitirdim. Bir çok yerinde gözyaşlarımı tutamadım. Ne çok insanın hayatına dokunmuş Türkan Saylan ne çok kişinin hayatını tamamen değiştirmiş. Kitabın sonlarına doğru yukarıdaki cümleyi okudum öylece kalakaldım. Hayatının sonunda bu cümleyi kurmak kaç kişiye nasip olur acaba?
Posted by Zeya on Nov 11, 2009 in
Uncategorized

Starbucks’ta kırmızı yılbaşı bardaklarını görüp bir de dışardaki havaya bakıp şaşırmayı, Kasım güneşinin vurduğu salonda kahvaltı yapmayı, Cafe Fernando’nun tarçınlı kurabiyesinin herkes tarafından sevilmesini, Vedat’ın pencerelerin altına su gelmesin diye kale kurmasını, sabah işe gelirken yerlerin sapsarı yapraklar olmasını, Gülten Hanım’ın demlediği tarçın çayının kokusunu, evdeki tüm giysilerin üzerime en az 1 beden büyük gelmesini ve bir sürü alışveriş yapma ihtiyacını, yeni tatil planları yapmayı,içime oturan atın kalkıp gitmesini kutlamayı seviyorummmmmm.
Posted by Zeya on Nov 10, 2009 in
Uncategorized
Sandığımızdan daha kalabalığızdır belki de. 29 Ekimler 10 Kasımlar bunu görmemizi sağlıyor. İçimizdeki Cumhuriyet aşkını bitirmeye çalışanlara inat daha da güçleniyoruz. Yürüdüğümüz yol umutsuzluğun, endişenin yolu değil aydınlık bir geleceğe kararlı adımlar atacağımız upuzun bir yol.
Atatürk’ün ve Silah arkadaşlarının ilerinden yürüyeceğimiz nice 10 Kasımlara …
Posted by Zeya on Nov 5, 2009 in
Uncategorized

Güneşli ve rengarenk bir Barselona karşıladı beni bu sefer, Vedat’ı bak burası şu burası bu diye her yere çekiştirmeye izin verdi hava şartları. Sürekli yürüdük çiçekli kaldırım taşlarında. Bir sürü yedik içtik. Sangria içtikçe İspanyolcam daha da akıcı hal aldı. İçimde hep bu müzikle zıp zıp dolaştık. Rengarenk geçti Barselona çiçekli, keyifli ,aşk dolu bir sürü iyi kili…
Posted by Zeya on Nov 3, 2009 in
Uncategorized

Ben döndüm hem de rengarenk. Biz yokken İstanbul’a kış gelmiş kaloriferler bile yanmış. Gelir gelmez kaldığım yerden işe güce daldım. En kısa zamanda en süperinden bir Barselona yazısı yazılacak. Cafe Fernando’nun son tarifi yapılacak, evin pencerelerinden sızan yağmur suları için köpüklü dolgu maddesi alınacak. . .