bayram

 

Perşembe günü kendimi fırının başından alamadım. Cafe Fernando’nun yulaflı fındıklı ve tarçınlı kurabiyesini yaptım. Korova olmazsa olmaz zaten özel takipçileri var. Metehan elinde kavanoz birkaç kez  kapıya dayandı yine doldur diye. 150 kurabiyeden iz kalmadı ama hala kokusu mutfakta ne güzel.

Bayramın ilk sabahı şıkşıkıdım giyinip anneme indim. Bir gece önceden burnumu sıkan ağrıya aldırmadan ama o bana aldırdı. 1 saat geçmeden kendimi eve attım. Migren yerden yere vurdu beynimi. İçim dışımda herşeye ve herkese bir küsüp bir barışıp geçirdim ilk günü.  ama pes etmedim 2. gün zonklayan kafama ağrırsan ağrı,  bayram tatilini migrene yedirmem ben diyerek Vedatla kendimizi Polenezköy’e attık. Güneş çimler ve Vedat’ın mangalı sayesinde biraz gözüm açıldı. Bu yol acaba nereye gider diye diye Riva’da bulduk kendimizi.  Ne güzelmiş deniz kenarı. Hava Eylül gibiydi valla. Bayram boyunca başağrısından  akşamları pestil gibi serilsemde  gündüzleri zıp zıp gezdim.

Bayram ziyaretlerini, kapalı restoranları ve kalabalığı gözüm yemedi bu bayram. 1001 plan suya düştü ama en sakininden herşeye rağmen eğelenceli bir bayram geçti gitti.

Dün ise  Ferhan Abinin doğum günüydü. Tatil olunca gün boyu açık havada  uzun uzun kutladık. Kahvaltıdan akşam yemeğine full pansiyon doğum günü keyfini sevdim ben. İyi ki doğmuş abim.

Bu arada migrenin ruhsal nedeni hayatı akışına bırakmamak imiş. Sımsıkı tutunduğum yeri ne zaman bırakacağım ben. Var mı bunun kolay yolu. Ağrı burnumu sıktıkça işte tam bunları düşündüm çıkamadım içinden. Var mı tavsiyeler ???

Related Posts with Thumbnails