Küçükken en büyük eğlencelerden biriydi İstasyona gitmek. Kim gitse peşine takılırdım çünkü mutlaka bana göre birşeyler bulunurdu ya Şekip’ten oyuncak ya Kerim Pastanesinde tatlı. Eğer büyükanneyle gidildiyse mutlaka Lahmacuncunun yukarıdaki aile salonunda lahmacun yenirdi. Tren geçerken asma kat deli gibi sallanırdı. Sobacı Cengiz Amca’nın dükkanının önünde bir solukluk durulur, Büyükannenin eczanesinde mutlaka oturulur ve lavanta kolonyası alınırdı.
Dedem spordan her yaz başı alınan spor ayakkabı Eylül gelmeden eskilikten giyilmez hale gelirdi. Bisiklet preni yerine ayakkabılarının burunlarını kullanan çocuklardık çünkü. Bisikletle izin verilen en uzak mesafe istasyondu meydanda bir tur atar, kırtasiyeden çatapat, füze alıp geri dönerdik. Kız kaçıranlarla, füzelerle oynarken kimsenin yanmaması büyük mucize. Torpilleri lastikle birbirine bağlayıp apartman boşluğunda patlattığımızda kimsenin sağır olmaması da ayrı bir mucize.
Sonra ben mi büyüdüm istasyon ışıltısını mı yitirdi bilmiyorum. Tanıdık dükkanlardan bazıları kapandı, bir çoğu eczane oldu. Son yıllarda ise İstasyon meydanı yeni açılan bir çok dükkan ile hareketlenmeye başladı. Kocaman İstanbul’un ortasında herkesin birbirini tanıdığı köy özelliğini hiç yitirmedi Erenköy benim için. Daha kalabalıklaştı tanıdık yüzler azaldı ama istasyon bir şekilde nostaljiye devam etti.
Dün akşam annemle yürüyüşe çıktık istasyona doğru Sırma’da oturup tatlı yedik, İtimat açılınca Yalı çiftliği iş yapmaya devam eder mi diye düşündük, fırından aldığımız ekmeği tatlıyı bastırsın diye kemirerek eve döndük. Annem annesiyle gece yapılan dondurma turlarını hatırladı ben büyükanneyi andım. Açık hava sinemasına yetişemedim diye söylendim biraz. Yine de yazdan kalma bir akşamda Erenköy İstasyonu sabahtan beri başlamaya çalışan migreni unutturdu bana. Böylece Vedat’ın gelmesi ile şenlenen hafta sonunu keyifle kapadım.
İyi haftalar …
Abimin yorumunu bu yazıya eklemesem eksik kalırdı. İşte benim hep birşeyler kaçırmışım duygum bu anılardan geliyor anladım :):):) Aileye 13 yıl sonra girince böyle oldu. Bu blog psikolog gibi bişey valla bir yorumda hayatı çözüyor insan :):):)
Birazda ben ekleyeyim yazına Zeyacığım.
Sen ıhlamur kokan sokakları veya köşeye yaklaştıkça kokan hanımellerini ,Caminin köşesindeki mor salkım altındaki kahveyi ,yanındaki berberi .İstasyona yaklaştıkça at kişnemelerini ve gübre kokusunu İş bankasının önündeki tulumbanın sesini,hatırlamassın bence.
Faytonla Suadiye veya Caddebostan plajına gitmeyi hayal edebilirmisin .veya ilk okul birinci sınıftadaki servis araban atlı araba arkasından merdivenle çıkılanlarından ,yanları kapkara örtülerle kapanmış,ikinci sınıfta 56 model bir Amerikan arabası kapısı geriye doğru açılan oldumu hiç.
Leylağın gül kokusuna karıştığı akşamlarda bülbül sesine kahkahaların karıştımı.Sıcak yaz günlerinde çam pürülerinin kokusunda fıstık toplarken dondurmacı hakkının sesine kaç kere koştun ,buharlı trenin ıslığını duyup kömür ve is kokusunu içine çektinmi.
Her gün işe gittiğin Bağdat caddesine çıkmanın bir ayrıcalık olduğunu Divanda oturmanın, Çardak ve Gurupta çay içmenin ,Gökselde Zümküfül yemenin tadını nasıl anlatabilirimki kelimelerle.
Göztepede lunaparkı hayalmeyal hatırlarsın .Barış büfenin karşısında Yazlık sinema olduğunuda belki bilebilirsin.Fakat bizim sokağın çıkmaz sokak ,olduğunu nereden bileceksin.
Ufak bir nostaljik geziye çıkarttın küçük kardeşim beni Yarın kahvaltıda ve akşamki aile yemğinde konuşacak konulara ekleyeceğimiz ip uçları verdin malum yirmi senedir görmediğimiz kuzenimizi göreceğiz .Sıra onun hakkındaki duygularını dökeceğin yazında.











Babamın iş ortağı Erenköy’ de otururdu. Kızları ile de biz sıkı fıkı arkadaş, zaten o kadar içli dışlıyız ki başka çare yok… yazında yazlığa beraber gidiyoruz zaten:)) Biz arada bir yatılı kalırdık Erenköyde… Akşam yürüyüşleri yapardık.O zamanlar köşkler henüz kaybolmaya başlamamıştı. Köşklerin önünden geçmeye bayılırdım… Biz seninle aynı mekanlarda çok dolaşmışız ama yaş farkından kaybetmişiz demek ki:))Peki tren geçerken köprünün altına koşup dilek dilermiydin sen:))
Merhaba,
Bende sizi ara ara okuyan biri olarak, Kerim Pastanesi dediğiniz an sessiz kalamadım daha fazla.
Ben ilk okul ile 2000 yılı arasında Erenköy de oturdum.(eski sabit pazarın 4-5 bina aşağısında:)) Okul yıllarım boyunca Kerim pastanesinin önünden geçip mutlaka keşkül yerdim malesef uzun yıllar önce kapanmış:(
Çok üzülmüştim yerinde bulamayınca.. çocukluğuma dair özel bir yerdi benim için .. Pek hüzünlü olmuş yahu…
Paylaşmak istedim sizinle de…
oooo merak ettim şimdi ama hem eski halini hemde şimdikini…keşke görebilme ihtimalim olsaydı…
Zeya ben de hatırladım şimdi istasyonun eski halini. Biz Hacı Hakkı Bey sokakta oturduk yıllarca, her taraf köşktü. Zuhal pastanesinin önünden geçip okula yürürdüm, dönüşte de pasta alırdım ya ekler ya milföy, şimdiki gibi çeşit yoktu tabi :)
İstanbul Sokakları’nı okudun mu (yky) orada çok güzel anlatıyor bildiğimiz bir sürü sokağı.
Sevgilerimi yolluyorum.
Lale abla;
hayatlarımız ne çok birbirinin içinden geçmiş :):) evet yaş farkı bizi çakıştırmamış :):) tren köprüsüne özellikle hiç koşmadım ama eğer denk gelirse mutlaka dilek tuttum :):):)
Sevgili Aslı
hoşgeldin :)
Kerim pastanesinin sahipleri şimdi Ermus fırını açtılar ama Kerim’in yeri kapalı. Keşke yine açılsa nostalji yapsak :)
Çınar;
Eğer gelirsen şimdiyi gösteririm sana :):):) Eskisi için de annemin anılarını dinleriz.
Sevgili Serpil;
Zuhal Pastanesi ne güzeldir. Hala var sanırım. Milföy’ünü ben de çok severdim.
Ne çok Erenköy sever varmış burada :):) Ne güzel
Evet, bir de Erenköy İlkokulu ve Erenköy Kız Lisesi’ni bitirdim, Erenköy sevgimi pekiştirmek için :)
Duygu Asena komşumuzdu, Fırın sokakta Sibel Egemen otururdu, her gün caddede Erol Evgin’i görürdük, cadde o zamanlar sakindi.
Geçenlerde seni de gördüm caddede ama acelem vardı duramadım, yine görürsem konuşuruz mutlaka :)
Serpil;
Süper bir Erenköy sevgisi :):)
iş nedeniyle ve ev nedeniyle hep caddedeyim ben :):) bir daha ki sefere konuşalım mutlaka :):)
Birazda ben ekleyeyim yazına Zeyacığım.
Sen ıhlamur kokan sokakları veya köşeye yaklaştıkça kokan hanımellerini ,Caminin köşesindeki mor salkım altındaki kahveyi ,yanındaki berberi .İstasyona yaklaştıkça at kişnemelerini ve gübre kokusunu İş bankasının önündeki tulumbanın sesini,hatırlamassın bence.
Faytonla Suadiye veya Caddebostan plajına gitmeyi hayal edebilirmisin .veya ilk okul birinci sınıftadaki servis araban atlı araba arkasından merdivenle çıkılanlarından ,yanları kapkara örtülerle kapanmış,ikinci sınıfta 56 model bir Amerikan arabası kapısı geriye doğru açılan oldumu hiç.
Leylağın gül kokusuna karıştığı akşamlarda bülbül sesine kahkahaların karıştımı.Sıcak yaz günlerinde çam pürülerinin kokusunda fıstık toplarken dondurmacı hakkının sesine kaç kere koştun ,buharlı trenin ıslığını duyup kömür ve is kokusunu içine çektinmi.
Her gün işe gittiğin Bağdat caddesine çıkmanın bir ayrıcalık olduğunu Divanda oturmanın, Çardak ve Gurupta çay içmenin ,Gökselde Zümküfül yemenin tadını nasıl anlatabilirimki kelimelerle.
Göztepede lunaparkı hayalmeyal hatırlarsın .Barış büfenin karşısında Yazlık sinema olduğunuda belki bilebilirsin.Fakat bizim sokağın çıkmaz sokak ,olduğunu nereden bileceksin.
Ufak bir nostaljik geziye çıkarttın küçük kardeşim beni Yarın kahvaltıda ve akşamki aile yemğinde konuşacak konulara ekleyeceğimiz ip uçları verdin malum yirmi senedir görmediğimiz kuzenimizi göreceğiz .Sıra onun hakkındaki duygularını dökeceğin yazında.
biz Suadiye’de oturuyoduk:) hiçbişi yoktu o nolucak:)
2 sayfiye 2 köşk git git boş kaldırım:)
anlatacak birşeyim yok çok kıskandım:):)
doktorlar klubü bi de doktorum fahri bey’in muaynehanesi var yahu:) onları anlatsam:):)
Ne güzel anlatmışsı, Ferhan’ın eklemesi de muhteşem.
Bir gün de unutulmaz tenis kulubu gecelerini, kazımın köftelerini, uzun yemek masalarımızı,yaşanan aşkları, anlatsan……Senin gözünden, senin dilinden….
Nuran
Nuran abla bu kitap konusu olur .
Ferhan abi,
Erenköyün atları diyince seni at ısırmasını ve annemin çıldırmasını hatırlıyorum :):)
bir de sizin peşinize takılıp kristal büfede hamburger ve Ahmet sporda tutturulan kırmızı cırt cırtlı ayakkabılar var.
Kaçırdığım çok şey var ama :):):)
Sed;
doktorlar klübü de ilginçmiş biraz hafızanı eşele mutlaka neler neler hatırlanır :)
Nuran Abla;
cidden kitap olur onlar. Resimlere bir dalsam da resimli bir anlatım yapsam ne güzel olur :):):)
Yazlık sinemayı hatırladım, hatta Aysellerin restoran açılışının filmi oynardı film çöcesi reklama kuşağında ve ben de boy gösterirdim o filmde koca bir istakozun yanında:)) Bir de o zamanlar bu tek yön dalgası yoktu , arabayla her yönden dalardık her yere… Kadıköy dolmuşundan Klamışta inerdin dönüşte yolun karşısına geçer yine Kadıköy dolmuşuna binerdin…
Lale abla;
ne güzeldi cadde çift yönken hop hop her yere gidilirdi. şimdi olsa trafik kilit olur herhalde :):)