Karla kaplı bir hafta geçti İstanbul’da. Kat kat giyinip işe gelindi sonra akşam doğru eve koşuldu. Karda yürümekten daha doğrusu kayıp düşmekten oldum olası korkarım. Bu yüzden kendimi sıka sıka yürümekten kas yaptım. Bİr kere tehlike atlattım bu sefer onda da arkamdaki hanım tuttu beni. Sağolsun…
Karla ilgili çocukluktan kalan ne varsa çıktı bilinçaltından. Nasıl beklentidir kar yağışı çünkü eşşittir okul tatilidir. Şu yaşta kar yağıyor diye seviniyorsak tek sebebidir eski tatiller.
Kar oyamaya çıkmak için bizim evde sabah ayazının bitmesi , kahvaltının edilmesi ve üzerine 2 kaşık bal yenilmesi gerekirdi. Pencereden bakılan sabah saatleri geçmezdi. Karlar bozulmadan çıkmak için evde zıp zıp heyecan yapılırdı. Soğuktan morarmadan eve girilmezdi. Üşüme hiç hissedilmezdi. Daha biz kahvaltıdayken biri cama kar topunu patlatırdı. Bu genelde Ali abi olurdu. Sonra akşama kadar mutfağa giriş çıkışlar, çaylar çorbalar devam ederdi.
Bir kere o kadar çok kar yağmıştı ki Ferhan abi Bağdat Caddesinden gelip in cin çift kale maç yapıyorlar demişti. Çok heyecanlanıp ben de gitmek istemiştim. Ferhan abinin müthiş esprileri ile tanışmam işte tam o güne denk gelmiştir.
Sokak lambalarının ışığında kar kontrolü yapılan sımsıcak günler olsun inşallah. Kar yağsada yağmasada sokaktaki canlar da unutulmasın…











yazını okuyup koşa koşa gidip kendi yazıma ek yaptım hehehhe…
Karlı çocukluk anıları muhteşem. Oy buluşamadık ya, hava yüzünden
Eskiden günlerce kar yağardı, alışkındık, sonra unuttuk, bu yılki şaşkınlığımız ondan
Ben de düşücem diye korkudan çok komik yürüyorum ağır çekimde :))
Yazın çok güzel, minik bir öykü okur gibi okudum, sevdim
Ben karla üniversitede taşınan biri olmama rağmen seviyorum :)
Okulların tatil olmasıyla bol bol keyfini çıkardı bu yıl çocuklarım, kahvaltı biter bitmez dışarı çıktılar, kardan adam ve hatta iglo yapmayı denediler. Büyüdüklerine güzel anılar oldu:)