Kitap okuyan kız okuduğu kitapları, sevdiği yazarları, okuduğu kafeleri, parklerı ,şehirleri, okurken yediklerini paylaşıyor. Zaman zaman ona diğer okuyan arkadaşları eşlik ediyorlar…
Kitap okuyan kız kimmiş derseniz?
Doğduğum evin turuncu bir kütüphanesi vardı tıka basa kitap dolu. Mutfağa açılan odanın kocaman duvarındaydı. Benim bitip tükenmeyen okuma aşkım orada başladı. Kaynayan çay, pişen yemeklerin kokuları, Hanem ablanın zorla yedirdiği meyveler ve çevrilen sayfalar. Bir sürü dünya ile tanıştırdılar beni rengarenk. Büyüdükçe de kitaplar elimden hiç düşmedi. Her boş anda sahilde, vapurda , uçakta, kafede hep eşlikçimdi onlar.Her yerde kitap okuyan bir kızdım ben. Çantamda kitap yoksa kendimi çıplak hissedenlerden. Kitaplar yanında bonusları ile geldiler kurabiyeler, çaylar, kafeler en büyük bonus ise arkadaşlardı. Başka kitap okuyanlardı onlar.
Büyüdüm turuncu kütüphaneli ev geride kaldı ama her gittiğim yerde kitaplarım hep benleydi. Turuncu kitaplık isim değiştirdi beyaz kütüphane oldu. Kitaplar hep beni takip etti.
Blog yazmaya Zeya olarak 5 yıl önce başladım. Paylaşmanın paylaştıkça zenginleşmenin keyfini yaşadım hep.En büyük kazancım blog arkadaşlarım oldu. Zeya günce olarak kendi macerasına devam ederken okuduğum kitapları, okuduğum yerleri, başka kitap okuyanların maceralarını , kitapla okumakla ilgili herşeyi paylaşacağım bir yer olsun istedim.
Kitap okuyan kız bugün sanal hayatına başlıyor. Ben onun hayalini görür görmez sevdim umarım siz de seversiniz…
Kitapokuyankiz’ı twitter’dan da takip edebilirsiniz.
twitter/kitapokuyankiz